YATAŞ’ın yurtdışı stratejisi hakkında bize bilgi verebilir misiniz ?
Bildiğiniz gibi Kayseri merkezli bir firma olan YATAŞ, dünya genelinde kendi markası ve satış noktalarıyla 5 ülkede yer alıyor. Bu ülkelerden biri 2003 yılından itibaren faaliyet gösterdiğimiz İran’dır. Bunun dışında Azerbaycan, Macaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de varız. Mısır’la yapılan Gümrük Birliği anlaşmasından sonra, Ocak ayının sonunda orada da bir satış noktası oluşturmayı planlıyoruz. 2003 yılından beri ise Amerika pazarındayız. Bunun dışında fiili olarak 45’e yakın ülkeye de proje bazlı satışlar gerçekleştirdik.
Yabancı ülkelerde bayilik sistemi ile mi çalışıyorsunuz?
Yurt içindeki franchising, bayilik sistemimiz yurtdışında da geçerli. Bayilerimiz vasıtasıyla markamızı yurtdışı pazarlarda yarıştırıyoruz. Amerika’da kendi showroomumuz var. Bunun dışındaki ülkelerde bizimle aynı mantaliteyi paylaşan ortaklarla yürüyoruz. Hangi ürün gruplarını daha çok ihraç ediyorsunuz, bunlar bölgelere göre değişim gösteriyor mu?
Bölgelere göre değişim gösteriyor tabi. Örneğin İran’a baktığınızda buradaki ağır gümrük oranlarından dolayı, oturma grupları üzerinde yoğunlaşmış durumdayız. Yatak ve yemek odaları da yine ön plandadır. Tekstil grubu maalesef istediğimiz oranlarda gelişemiyor, çünkü İran hala kendi üreticilerini desteklemek adına ithal ürünlere ciddi vergiler koyuyor. Önümüzdeki dönemde Mısır’la imzalanan serbest ticaret anlaşması İran’da da gerçekleştirilebilirse Türk üreticileri de bu pazarda çok daha rahat varolabilecek.
İran’da ne gibi kısıtlamalarla karşılaşıyorsunuz ?
İran’ı Türkiye ile karşılaştırdığınızda, nüfus ve potansiyel olarak ikinci bir Türkiye olduğunu söyleyebiliriz. Ciddi bir talep var, ama maalesef bu prosedür ve vergiler bizi sınırlıyor. Ağırlıklı olarak yatak ve tekstil grubunda ciddi bir korumacılık var ve bu konuda bayağı sıkıntılıyız.
Türk mobilyasının dünya pazarındaki şansını bölgelere göre değerlendirir misiniz? Türkiye’de son 10 yılda özellikle yeni yerleşim alanlarının yapılmasıyla çok ciddi atılımlar söz konusu oldu bu sektörde. Devam eden inşaatlar ülke olarak genişleyip büyüdüğümüzü gösteriyor. Bu anlamda mobilyaya olan talep de o oranda artıyor. Ev eşyalarının hangi aralıklarla değiştirildiğini şöyle bir analiz ettiğinizde, sonuç olarak gelişmiş ülkeler çok fazla değişime olanak tanımıyor; ama üçüncü dünya ülkeleri veya gelişmekte olan ülkelere baktığınızda bunun çok daha hızlı olduğunu ve insanların artık eskiyenleri, gelişimle beraber biran önce değiştirme isteği duyduğunu görüyorsunuz.
Bunda genç nüfusun da etkisi var değil mi?
Evet. Türkiye %65’i 35 yaşın altında olan çok genç bir nüfusa sahip. Bu durum gelişmekte olan ve üçüncü dünya ülkeleri dediğimiz grupta da aynı ve buna pararel olarak yeni mobilyaya olan talep de yüksek oluyor.
Türkiye’nin dünya pazarlarındaki rolü nedir ?
Türkiye konumu itibariyle, diğer sektörlerde olduğu gibi, bizim sektör de önemli bir noktaya geldi. Biz ülke olarak her açıdan bir köprü vazifesi görüyoruz, ama çok yakın komşularımızla çok yakın ilişkiler içerisinde değiliz. Ortadoğu çok ciddi bir pazar, Ortadoğu’da Akdeniz ülkelerinde bir noktaya geldiğinizde Afrika’ya inme şansınız var. Potansiyel olarak dünya geneline baktığınızda, bizim için Ortadoğu’nun diğer bölgelerden daha önemli olduğunu görürsünüz.
YATAŞ’ın, bu pazarlardaki ağırlığı ne oranlarda ?
Biz Avrupa normlarında imalat yapıyoruz. 15 yıldır Hollanda’dayız. Gerek kendi markamızla, gerekse de yerleşmiş köklü kuruluşlara yapmış olduğumuz fason çalışmalarla gelişmiş ülkelerde de çok ciddi adetlerde satışlarımız var. şu anda bize en yakın olan Akdeniz ülkeleri ve Türkî Cumhuriyet’lerde de varız, ama Ortadoğu ve Yeni Dünya ülkelerinde bir ağırlığımızın olduğunu söyleyebilirim. Son dönemde mobilyacılarımız marka olma konusuna da ağırlık verdiler. Avrupa’ya ihracat yapmak diğer bölgelere göre biraz daha zor görünüyor, ama son gelişmeler ışığında Avrupa’nın Türk mobilyasını da yavaş yavaş kabul etmeye başladığını söyleyebilir miyiz, bu konuda iyimser misiniz ?
Ben durumu çok iyimser görüyorum. Dönem dönem Avrupa ülkelerinden ziyaretçilerimiz oluyor. Türkiye genelinde sektörün üreticilerine baktığımızda, son 15 yılda çok ciddi bir gelişim gösterdiğimizi görüyoruz. Gerek kullandığımız ekipman gerek hammaddeyi iyi bir işçilikle birleştirdiğinizde çok ciddi talepler alıyorsunuz. Hemen yakın geçmişe baktığımızda İtalyan işadamlarının ve üreticilerinin Türkiye’ye yöneldiğini görüyorsunuz ki, İtalya dünyada mobilyanın devi rolünde. En büyük yüzdeyi onlar alıyor ve modayı belirliyorlar. Dolaysıyla bana göre Çin artık bir noktada cazibesini yitirme pozisyonunda. Çin’in cazibesini yitirmesini neye bağlıyorsunuz ? Bana göre Çin’i herkes denedi. Bütün üreticiler denediler ve Çin’de henüz bitmeyen sıkıntılar var. Çok kısa sürede sipariş alıp çok kısa sürede sevkıyat yapamıyorlar. 45 günde gerçekleşen sevkiyat ürünlerinde sıkıntı yaşanıyor ve tekrar değişmesi gerekiyorsa, Avrupa bu sorunlara tahammül edemiyor. Çin’den sorunsuz ürün gelme olasılığı da düşük olunca.. Evet, eğer siz Çin’de kendi tesisinizi kendi ekibinizle kurmadıysanız oradaki alt yapıyı buna göre oluşturmadıysanız, sıradan bir üreticiden aldığınız ürünlerde kesinlikle sorun yaşıyorsunuz. Türkiye bu konuda avantajlara sahip, bu noktada onlardan ayrılıyoruz.
Türkiye’nin bunu iyi değerlendirmesi gerek, ama bizim mobilya sektörümüzün de kimi sorunları var. Bunlara da kısaca değinebilir miyiz ?
Türk mobilya sektöründe en büyük problem fabrikalaşmanın olmamasıdır. İlk 5 ‘e baktığınızda, seri imalat söz konusu. Yataş ciddi bir imalat yapıyor. Aynı pazarı paylaştığımız rakiplerimize baktığımızda çok ciddi yatırımlarla seri imalat söz konusu; ama sektörün geneline baktığımızda hala üretim küçük atölyelerde yapılıyor. Kalite problemleri var. Seri ürünler olması, fiyat rekabetine açık olması ve iyi hizmeti vermeniz gerekiyor. Biz burada kendimizi Türkiye olarak avantajlı görüyoruz. Hala işçiliğimiz rekabet ediyor. Kalitemiz Avrupa normlarında. Yurtdışında ismini duyuran, tanıtan birçok markamız var.
Bir ihracatçı olarak yasal prosedürlerde kimi sıkıntılar yaşıyor musunuz? Bu konularda Türk hükümetinden neler bekliyorsunuz ?
Bütün ihracatçıların son dönemdeki şikâyeti TL’nin Dolar ve Euro karşısında inanılmaz değerlenmesi. Çünkü artık birçok ülkeyle Gümrük Birliği anlaşmalarımız var. Kürşat Tüzmen bu konuda çok aktif, daha da iyi gelişmeler bekliyoruz. Diğer taraftan Gümrük Birliğinin dışında kalan ülkelerde kolay kolay var olamıyoruz. Bir de vize problemi var çözülmesi gereken. Özellikle bazı ülkelerde ciddi sorunlar yaşayabiliyoruz. Burada bir örnek olarak Mısır’dan bahsedebiliriz. Söz ettiğim o toplantılarda Mısır ile bir serbest ticaret anlaşması imzalandı. Ama diğer taraftan bir aydan fazla bir zaman sonucunda oraya gitmek için vize beklenmesi işleri alabildiğine zorlaştırıyor. İnsanlar oralarda yatırımlarını yapmışlar, ama vize konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Düşünün ben ihracat müdürüyüm, dünyayı dolaşıyorum, pasaportumda yüzlerce vize var ama hala Almanya’da bir fuara gitmek istediğimizde davetiyenin gelmesi gerek, prosedür çok fazla. Hollanda’da ortağımız var, ama oraya gitmek istediğimizde elçilik bizzat beni görmek istiyor. Güvenlik çok önemli ama bizim de ticaret odalarımız, derneklerimiz ve her şeyden önce bir hükümetimiz var. Yataş 1975’te kurulmuş, kendini Türkiye piyasasına kabul ettirmiş, dünyada çok ciddi yapmış bir firma ve bizim gibi nice güzide firmalar var. En azından bunlar için bir şeyler yapılmalı diye düşünüyorum. Bu konuda aktif politikacılarımızdan aktif çözümler bekliyoruz. YATAş’ın en güçlü olduğu ülkeler hangileri ? Bizim en büyük kalelerimizden biri, gururla söylüyoruz ki Macaristan. Orada bilinirliliğimiz çok yüksek, % 90 oranında. Çok iyi bir yapılanmamız var. Bayimiz kendi organizasyonunu çok iyi kurmuş durumda. Bütün bunları üst üste koyduğunuzda, Avrupa’da artık tanınıyoruz diyebiliyoruz. Bu noktadan sonra markalaşma yoluna gitmemiz gerekiyor. Önce yaygınlaşmak durumundasınız. Biz Hollanda ve diğer ülkelerde proje bazlı çalışıyoruz, hala markamızla Avrupa pazarında tam istediğimiz yeri almış değiliz. En yüksek ciroları hangi bölgelerden elde ediyorsunuz? 15 yıldır Hollanda pazarında devam eden bir ortaklığımız var. Orada müşterilerine kendi markasıyla hizmet veren özel bir ortağımız var. Proje bazında çalışıyoruz ve en büyük pazarımız şu an orası. Çünkü Hollanda bütün Avrupa’ya dağıtıyor. Yatak konusunda en üst seviyedeki ülkelerden bir tanesidir. Bununla birlikte yine Macaristan Avrupa’ya dağıtıyor, ama kendi pazarında da çok ilerde. Sadece oradaki bayimizin 30’a yakın alt satış noktası mevcut. Yine Amerika çok ciddi bir pazar. 2003’ten beri ilk 30’a giren Amerikan firmalarına biz kendi markamızla satış yapıyoruz. Oturma gruplarında çok ciddi satışlarımız var. Ardından İran geliyor. Burada daha da büyümeyi hedefliyoruz. Sonrasında Azerbaycan ve Kıbrıs geliyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde üçüncü mağazamızı açıyoruz. Bunların dışında enteresan ülkelere de satışlar yapıyoruz. Proje bazında satış gerçekleştirdiğimiz 45 ülke içerisinde, Sudan, Kuveyt de var. Oralarda da toplu satış noktaları var diyebilirim. Bu bahsettiğim ülkelerde birebir YATAŞ markasıyla YATAŞ mağazalarında ürünlerimiz satılıyor. Bunun dışında kalan ülkelerde biz nokta satış dediğimiz toplu satışlar yapıyoruz. YATAş yine markasıyla satılıyor ama satış yerleri ve showroomlar şimdilik YATAş adı altında değil. Tüm bunlara ek olarak, son iki yıl içerisinde YATAŞ kimi önemli ortaklıklar altına imza atttı Örnek verebilir misiniz ? YATAŞ olarak 2005 yılında Fransız KAVAL Firmasıyla bir ortaklık gerçekleştirip yeni bir şirket kurduk. İsmi VALYA olarak lanse edildi. Yapılan yeni anlaşma gereği Fransa’nın sayılı koltuk kanepe imalatçısı olan aynı zamanda SİMİS Yataklarının da genel distribütörü olan firma, oradaki fabrika tesislerini kapattı ve bütün ekipmanını ve tesislerini Kayseri’ye taşıdı. Biz de Kayseri’de yeni bir ekip oluşturduk. Fransız mühendisler ve Türk mühendisleriyle birlikte şu anda yaklaşık 6 aydır, Avrupa pazarına ciddi anlamda koltuk, kanepe ve kılıfları yapmaya başladık. İlk işbirliğimiz kılıf üzerineydi, daha sonra koltuk kanepe de yapmaya başladık. Ürünlerimizi Avrupa geneline tamamen KAVAL’le birleştiğimiz şirket VALYA üzerinden pazarlamayı planlıyoruz. SİMİS’le de yine bir işbirliğimiz var, onlara da fason yatak yapıyoruz. Önümüzdeki yılın ciroları ve hedefleri çok farklı olacak. YATAş kendi koleksiyonlarını, ürünlerini yine Avrupa’ya pazarlarken, aynı zamanda bu firma için yapılan özel koleksiyonlar için de kanal açmış oluyoruz.
Kaynak:Mobilya Dergisi