Kullanışlı Şifonyer Seçimi

Hangi şifonyer formu daha iyidir ?
Bu, sizin şifonyerinizi nasıl kullanmak istediğinize bağlıdır. Daha çok çekmece ya da daha çok eşya koyabileceğiniz anlamına gelir. Ancak şifonyerin üstünü örneğin makyaj yapmak için kullanacaksanız şifonyerin yüksekliğinin bel boyunuzu geçmemesi gerekir.

Farklı derinlikli çekmecelere sahip olan şifonyerler daha kullanışlıdır; en alttaki derin çekmeceye kazak gibi kalın giysilerinizi, üstteki daha sığ çekmecelere de daha hafif giysilerinizi yerleştirebilirsiniz. Eğer şifonyerin ayakları varsa en alttaki çekmeceyi açmak daha kolaydır.

Çekmece kullanımı
Küçük eşyalarınız çekmecelerinizin arka kısımlarında kalabileceğinden, çekmece çerçeveleri boyunca uzanan kızaklar, çekmecenizin tamamen açılmasını sağlar. Eğer farklı tipte eşyaları saklamak istiyorsanız bölmeli çekmeceler kullanışlı olacaktır.

Yetersiz alanlarda kurtarıcı olan şifonyerleri seçerken nelere dikkat etmeniz gerektiğini biliyor musunuz? Bir şifonyer in iyi olup olmadığını nasıl anlarsınız? Çekmecelerin yumuşak açılıp kapanması çok önem taşır.

Kızaklar sıkışabileceği gibi hafif ve gevşek çerçeveler de çekmecelerin sıkışmasına neden olur. Özellikle metal ve plastik kızaklar kırılabilir, ahşap yapım dar çıtalı kızaklar en sağlamlarıdır. Ahşap topuzlar hoş görünse de kullanma ve düşme sonucunda kolaylıkla bozulabilir.

Bitpazarı yeni mekan

Eski eşya meraklılarının 150 yıllık uğrak yeri Kuledibi bitpazarı da tarih oldu. Kasımpaşa’daki 4 katlı ve 114 dükkânlı Büyük Çarşı, antika eşya satanların ve ahşap eşya usbtalarının yeni mekanı oldu.

Kuledibi’nde 150 yıla yakın bir süredir varlığını sürdüren bit pazarı, sessiz sedasız tarihe karıştı. Değişime direnen son dükk*an sahipleri de artık Kuledibi’ni terk etti. Gezenleri bir kaç dakikalığına da olsa çocukluk ve gençlik günlerine geri götüren bit pazarı esnafının bir bölümü, 2 yıldır eski eşya meraklılarını Kasımpaşa’daki Büyük Çarşı’da ağırlıyor.

Bit pazarında satılan eşyaların çeşidini saymak olanaksız. Hiç olmadık bir anda, çocukluğunuzda başucunuzda duran saatin benzerini, bir vitrinin içinde görüveriyorsunuz. Ya da bir dükk*anın girişinde annenizin parfüm şişesi sizi karşılıyor. Büyükannelerimizin evindeki ceviz konsollar, yıllara meydan okurcasına yeniden alıcı bekliyor. Tarihi kapılardan, eski masa vantilatörlerine, pirinç sefer taslarından, iğlere kadar değişen bir çok eski eşyayla karşılaşmak mümkün bit pazarında.

Kasımpaşa’daki çarşıda, eski eşya satıcılarının yanı sıra çok sayıda eski eşya onarıcısı da var. Kendilerine ‘‘Biz de ahşabın doktoruyuz’’ diyorlar. Bir çoğu baba mesleğini sürdürüyor. En büyük şik*ayetlerini ise ‘‘Artık zanaatçının da zanaatın da değeri kalmadı’’ diye dile getiriyorlar.

Parmakla sayılabilecek kadar azalan varak ustalarından biri de Kasımpaşa’daki Çarşı’da yerini almış. Varak zanaatının genç kuşak temsilcileri Özkan Boyar ve Kadir Güvercinoğlu, incecik altın yapraklarıyla, tarihi mobilyalara yeniden hayat veriyorlar. Çarşı Müdürü Sedat Yıldırım, 4 katta 114 mağaza bulunduğunu belirterek, ‘‘Buraya Kuledibi’ndeki eskicilerin yanı sıra değişik yerlerden de gelen oldu. Çarşı ilk açıldığında, elektronikçiler, parfümcüler vardı. Şimdi bunlar da birer birer eski eşyaya dönüyorlar. Şu anda 70′e yakın eski eşya satan dükkan var’’ diyor.

Yeni çarşı ne kadar düzenli ve büyük olursa olsun, esnaf yine de Kuledibi’ndeki günleri özlemle anıyor.

Süslemenin güzel ustası

AMICA Dergisi, bu ayki sayısında hat ve tezhip sanatçısı Yöntem Sunar Yılmaz’ın çalışmalarına ve sanat anlayışına yer veriyor. Genç ve modern süsleme ustasıyla Ayşe Dural görüştü.

Yirmi beş yaşındaki Yöntem Sunar Yılmaz, o yaştaki insanların pek ilgilenmediği bir konunun uzmanı. Tezhip, hat, ebru ve minyatür yapıyor. Bunların arasında tezhibin yeri farklı. Bu yüzden kendisini müzehhib, yani tezhipçi olarak tanımlıyor.

9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekorasyon, Dekoratif Sanatlar Bölümü mezunu. Daha sonra klasik tezhip ve modern sanat eğitimi almış; ‘‘Türkiye’de yok olmaya yüz tutan bir sanat benim yaptığım. Yapanlar da bir elin parmakları kadar az. Hele genç nesil hiç yok. Bana da çok hitap ediyor. Yaparken büyük haz duyuyorum’’ diyor. O da çok küçük yaşlarından itibaren güzel sanatlarla ilgileneceğini biliyormuş. Küçükken de tarihi yerleri, müzeleri, camileri gezmeyi sevdiğini söylüyor. ‘‘O zamanlarda bile tezhip beni çekerdi’’ diyor. Onun kaderinin yönü belki de Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nin iç mimari bölümünü kazanıp, ailesininin gitmesine taraftar olmamasıyla değişmiş.

Antalya’da yaşıyor

Yöntem Sunar, İzmirli. Okul henüz bitmeden Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde, İzmir ve çevresinde restorasyon çalışmalarına katılmış. İzmir Fuarı’nda sanat danışmanlığı yapmış. Okul bittikten sonra da tamamen hat ve tezhibe yönelmiş. Şimdiye kadar iki tane kişisel sergi açmış, karma sergilere katılmış.

Evlendikten sonra Antalya’da yaşamaya başlamış. Şimdilerde Antalya’da Kaleiçi’nde bir kompleksin dekorasyonu ve restorasyonuyla uğraşıyor. İlerde çok iyi bir resim koleksiyoneri olmak istiyor. Bir de küçük bir antika dükkanında anlayarak bilerek bu işi yapmak istiyor.

Hem klasik hem modern

Tezhip ustası Yöntem Sunar Yılmaz, klasiğin yanında modern tezhip de yapıyor. Her ikisini de ince ince dokuyor adeta… Çünkü o sanatına aşık.

Koleksiyon, K Studio ile dünyaya açılıyor

İş Merkezleri, dinlenme tesisleri, ofis ve konut ortamları için mobilya ve tasarım üreten Koleksiyon Tasarım ve Mobilya Sanayi, piyasaya yeni sunduğu ev mobilyaları markası ‘‘K Studio’’ ürünleriyle dünyaya açılacak. Yakın zamanda Türkiye’de bayilik vermeye başlayacak olan Koleksiyon Mobilya, ‘‘K Studio’’ ürünlerini İtalya, İngiltere, Almanya ve İsviçre gibi ülekelerde de bayilik verebilecekleri söyledi.

Koleksiyon Mobilya Genel Müdürü Faruk Malhan, ‘‘K Studio’’ markalı ürünlerin oldukça sade ve şık olduğunu ayrıca fiyatlarının da oldukça uygun olmasına dikkat ettiklerini söyledi. Malhan, ‘‘200 milyon lira net maaşla çalışan karı-koca bu mobilyalara sahip olabilir. Ayrıca Koç Finans ve İş Bankası ile yaptığımız işbirliği ile müşterilerimiz tüketici kredisi de kullanabilir. Bu mobilyaları 6 ay vadeli satıyoruz’’ dedi.

1972 yılında Ankara’da küçük bir atölyede üretime başlayan ve bugün Tekirdağ’da 24 bin metrekare alan üzerine kurulu bir tesise sahip olan Malhan, bu üretim parkının oluşması için 25 çalıştığını vurguladı. Makinaların tümünün Almanya’dan geldiğini belirten Malhan, ayrıca kendisinin başkanlık ettiği Alman ve Türk mühendislerinin birarada çalışarak dünyada sadece Koleksiyon Mobilya’da bulunan bir makina ürettiğini söyledi.

14 BİN KİŞİ

Özellikle ofis mobilyalarıyla tanınan Koleksiyon Mobilya ofislere yönelik tasarım hizmeti de veriyor. Türkiye’de şu anda yaklaşık 14 bin kişinin Koleksiyon Mobilya’nın tasarımı ofislerde çalıştığını belirten Malhan, yurtdışındaki ofisler için de tasarım yaptıklarını belirterek, İsviçre’de yeni bir sigorta şirketini tasarımı ve mobilyalarıyla yeni bitirdiklerini söyledi.

Plastiğin geri dönüşü

Plastiğin macerasıyla insanoğlunun çağdaşlaşması arasında koparılamayacak bir bağ var. Plastik ürünler, sadece kolay kullanımları itibariyle değil, insanoğlunun ilerleme içgüdüsünü yansıtması bakımından da önemli yere sahip. Yirminci yüzyılın ikon maddesi plastik, endüstrileşmiş tüketim toplumlarının vazgeçilmezi.

60′lı yıllardan sonra plastik hayatımızın her anında bizimle beraber oldu. Alçakgönüllü, çok yönlü, herşeye yatkın plastik, evimizin dekorasyonundan küçük elektrikli ev aletlerine, Nasa’nın uzaya gönderdiği araçlardan, kayak ayakkabılarına kadar çok çeşitli alanlarda kullanılıyor.

Öne çıktığı dönemlerde plastik çok tartışıldı: Bir yandan çevre kirleticiliği ve doğayı tahrip gücünden söz edilirken, diğer taraftan avangartlık, demokratlık getirdiği söylendi. Ucuzluğu da avantajıydı. Bugün ise kendine yeni bir yol çiziyor. Artık daha kolay işleniyor, kopmadan tel haline geliyor, uzayabiliyor, doğaya daha az zarar veriyor, daha çok alanda kullanılıyor.

Sanat, mobilya ve eşya tasarımları, özellikle de aksesuvar (çanta, sandalet gibi) yapımında plastikten yararlanılıyor. Plastik, Krizia ve Versus gibi moda tasarımcılarının da gözdesi.

60′lı yılların asi ruhu, 80′li yılların doğayı yok eden eşkıyası, plastik, 90′lı yıllara gelindiğinde yeniden dönüştürme projeleri içinde buluyor kendini. Selüloid, PVC, naylon kısacası tüm plastikler yeşil dünyaya zarar vermeden hayatın her anında var olmaya devam ediyor.

20′inci yüzyılın ikon maddesi yeniden gözde oldu.

MODADA PLASTİK

Plastik günümüzde hafifliğin, dokunma isteğinin dışa vurumu. Versus’un İlkbahar aksesuvarlarını transparan ve yumuşak plastikten oluşturulması bunun bir göstergesi. Ferragamo’nun yarattığı şişebilen çantalar su yataklarına benziyor. Krizia ve Dolce&Gabbana da vinleks kumaştan kreasyonlar üretmekten hoşlanıyorlar. 60′ların Brigitte Bardot ve Jane Fonda’sından günümüze gelindiğinde plastik ağırlıklı kıyafetlerde de belirgin bir değişiklik gözleniyor. Spice Girls’ün Emma’sı ve Elton John’un konser giysileri bu değişikliğin en iyi örneklerinden.

GERİ DÖNÜŞ İÇİN 300 YIL

Plastik atıklarının en küçük parçasının yok olması için en azından üçyüz yıl geçmesi gerekiyor. 1991 yılından beri, günlük hayatta kullanılan tüm plastiklerin, pet şişelerin, PVC’lerin geridönüşümlerinin yapılmasına çalışılıyor. İtalya gibi bu işe oldukça önem veren bir ülkede bile 4 milyon ton plastik atığın sadece yüzde 2,5′i geri dönüştürülebiliyor.

Dekorasyon ve Mobilya Sitemiz Wordpress altyapisini kullanmaktadir.

eXTReMe Tracker