Velux Çatı Penceresi

Velux bugün 40′tan fazla ülkede 9.500 çalışanıyla temsil ediliyor. Ürünlerinin dizaynı ve işlevselliği ile evlere kattığı stil ve konfor Velux’ü konusunda global pazar lideri yaptı.

Velux güneş tüneli, bu geleneği sürdüren ve yıllarca sorunsuz kullanıma olanak veren yüksek kalitesi ile Türkiye’de ilk kez Velux tarafından sunuluyor. Çatı penceresi uygulamasının mümkün olmadığı ve güneş ışığının ulaşamadığı yaşam alanlarına dışarıdan doğal aydınlık sağlamak amacıyla kullanılıyor. İhtiyaca uygun olarak esnek veya sert ışık taşıyıcı boru ile 2 farklı modelde piyasaya sunulacak.

Güneş tünelleri, çatıda entegre siyah poliüretan eteklikleri ve kir tutmaz katmanlı, 4 mm güçlendirilmiş camdan oluşuyor. Montajı oldukça kolay olan güneş tünelleri, 2 ya da 6 metre uzunluğa kadar uygulama imkanı ve yüksek yansıtıcılı iç yüzeye sahip boruları ile optimum ışık çözümü sunuyorlar.

Oda içindeki kısım, gün ışığının odaya maksimum yayılımını sağlayan saydam yüzey ve tavan ile bütünlük sağlayan beyaz çerçeveye sahip. Arzu edilirse, ayrıca temin edilen ampul kiti ile gerekli olduğunda güneş tünelleri spot olarak da kullanılabiliyor.

En çok tercih edilen pivot açılım Velux GGL ve GGU çatı pencerelerinin tüm elektrik aksamı üzerinde bulunan modeli Integra, elle ulaşılamayan veya konforun önem taşıdığı konumlar için ideal seçim. Bu model üstte bulunan açma-kapama barı sayesinde pencerenin altını rahatça kullanabilme olanağı sağlıyor.

Sisteme pencerelerin ilk yağmur damlasında otomatik olarak kapanmasını sağlayan yerleşik yağmur sensörü de dahil. Bu modellerde lamine edilmiş yalıtımlı cam kullanılıyor. U değeri: 1.1 (bütün pencere için 1.4), ses geçirgenliği 35 dB.

GGL Integra 2 kat vernikli, lamine edilmiş İskandinav çamından, GGU Integra ise aynı çam üzerine beyaz poliüretan kaplı olarak üretiliyor. GGU Integra, beyazdan vazgeçmek istemeyenler için tasarlanmış, her yerde kullanılabilen ve bakım gerektirmeyen bir pencere.

Vekux çatı pencereleri ve güneş tünelleri 15o – 90o eğimdeki tüm çatı ve çatı malzemeleri ile uyumlu. Tüm Velux çatı pencerelerinde hem pencereyi, hem de havalandırma kapağını açmak için ergonomik olarak tasarlanmış açma-kapama barı kullanılıyor.

Havalandırma kapağı pencere kapalıyken, oda içinde, pencere genişliğine bağlı olarak saatte 12 – 31 m³ arası hava değişimi sağlıyor. Kapak içindeki hava filtresi tozun ve böceklerin odaya girişini engelliyor ve yıkanabiliyor. Ayrıca tüm pencereler 180 derece döndürülerek kolayca temizlenebiliyor. Güvenlik sağlamak, ısı ve ışık miktarını ayarlamak için dekoratif perde seçenekleri, gölgelik ve panjur seçenekleri mevcut.

Velux çatı pencerelerinin ortak özelliği; gelişmiş kalite kontrol sistemi ile ürünlerinde uluslararası standart ve kalite sunabilmesi. Teknik yenilikler, en kaliteli malzemelerin kullanılması ve 65 yıllık tecrübe ile Velux dünya çapında tercih edilen bir marka.

Ayrıntılı bilgi için www.velux.com.tr adresini ziyaret ediniz.

Binalar ve Çim Halı

Dış cephelerde yeni bir akım.Sentetik çim üreticisi Nurteks, Grassiding adlı ürünüyle halı sahaların ardından şimdi de binaları çim halıyla giydirmeye başlıyor.

Bakımsız ve kötü görünümlü binaların çehresini değiştiren sentetik çim halı hem bakım gerektirmiyor.

Hem de diğer cephe kaplamalarına göre daha ekonomik polduğu belirtiliyor. Evinin cephesini yeşil bitkilerle süslemeyi düşünenlerin haşere sorunundan kurtulmasını sağlayan Nurteks’işn yeni ürünü özel ultraviole katkısı sayesinde yıllarca yıpranmadan kullanılabiliyor.

Nurteks diğer dış cephe kaplamalarına oranla çok daha kısa sürede uygulanabilen Grassiding’i pazara sunarken betona karşı yeni bir alteratif oluşturmaya çalışıyor.

Ayasofya Dış Cephesi Orjinale Dönecek

Ayasofya Müzesi Başkanı Haluk Dursun, müzede, şu anda üç alanda restorasyon çalışması bulunduğunu belirterek, bunların iç ve dış mekanlar ile müzeye bağlı medrese ve türbelerde yapılan çalışmalar olduğunu kaydetti.
Dünyanın en önemli mimari eserlerinden biri sayılan ve yaklaşık 1600 yıllık geçmişiyle hem İslam, hem de Hristiyan dünyası açısından ayrı bir öneme sahip Ayasofya Müzesi’nde restorasyon çalışmaları devam ediyor. Yapının dış cephesinin inşa edildiği günkü haline dönüştürülmesi ve yaklaşık 27 yıldır içeride kurulu bulunan iskelenin kaldırılmasına yönelik çalışmalar yapılıyor.

“Ayasofya’nın dış cephesinde derzin ortaya çıkartılması ve derz sonrası korumaya yönelik çalışmalar yapılıyor” diyen Dursun, bu çalışmaların bir kısmının bittiğini ve bir kısmının da halen devam ettiğini söyledi Dursun, derz açılan bölümlerde izleme çalışmasının yapıldığını ifade ederek, ”Derz açıldıktan sonra dış etkenlere karşı nasıl korunacak, herhangi bir risk oluşturacak mı, o izleniyor. Bu etap bittikten sonra estetik olarak tarihsel orijinalitesi uygun mu, otantik haline dönüştü mü, dönüşmedi mi, buna bakılacak. Bunları Ayasofya Müzesi’nin konu uzmanlarından oluşan bilimsel kurulu izliyor ve belli aralıklarla toplantılar yapıyor. Toplantılar sonucunda restorasyon çalışmaları yönlendiriliyor” dedi.

Ayasofya’nın dış cephesinin orijinal halinin “taş ve tuğla karışımından oluşan bir duvar” olduğunu dile getiren Dursun, bu duvarın üzerine farklı zamanlarda sıva ve badana yapıldığını, bunun koruyucu amaçlı olduğunun iddia edildiğini kaydetti. Haluk Dursun, bu konuda farklı görüşlerin de olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“(Orijinal görüntüsünün, yani duvar hali yüzyıllardan bugüne geldiğine göre koruyucu olduğu) görüşü de var. Önce bu iki görüş arasındaki sonucun ortaya çıkması lazım. Derz yapılan bölümleri şu anda izliyoruz. Bir bölümü ortaya çıktı. Bu derz üzerine doğal şapkanın nasıl bir etkide bulunacağına bakıyoruz. Eğer derz olarak kalmasında binanın korunması açısından bir mahsur varsa ve ‘derz tek başına binayı koruyamayacaksa, tekrar sıva ve badana ile korumak gerekir’ görüşü hakim olursa, o andan itibaren boyanın rengi söz konusu olur.

Daha o aşamaya gelinmedi ama bugüne kadar denenen boyalar var. Biri sarı boya, biri sarı şerit ve son olarak da bugünkü kırmızı ton olmuştur. Ayasofya’nın en doğru, en iyi korunan haline dönmesi için çalışmalar ve arayışlar içindeyiz. Gönül ister ki orijinal haliyle binanın zarar görmeyeceği bir uzun dönem olsun ve biz bunu otantik haliyle meraklılarına ve sanat alemine göstermeye devam edelim.”

AYASOFYA’NIN ÖZEL KONUMU

Dursun, Ayasofya’da yapılan her yeni çalışmanın, hem iç, hem de dış kamuoyu tarafından dikkatle takip edildiğine işaret ederek, sadece dini inanışlar açısından değil, sanat tarihi ve estetik kaygılar nedeniyle de özel bir ilginin var olduğunu vurguladı.

Dursun, “Bilinmesi gereken bir diğer nokta da Ayasofya’nın üniversitelerin sanat, mimarlık ve deprem alanlarından uzmanlarla oluşturulan bilimsel kurulunda, yabancı profesörler de var, Ayasofya akademik ve bilimsel bir şekilde izleniyor, korunuyor” dedi.

Ayasofya’nın Hristiyan ve batı dünyasındaki öneminin de göz önünde tutulduğunu dile getiren Dursun, “Zaten Hristiyan aleminin en yetkin kurumu olan Vatikan’ın Ayasofya’ya yapmış olduğu ziyaret sırasında böyle bir olumsuzluk bize bildirilmedi. Tam tersine Papa, bu tür tarihi binaların çok zor korunduğunu, Vatikan’ın bunu en iyi bilen kurum olduğunu ve Ayasofya’nın da hem içi, hem dışındaki restorasyon ve koruma çalışmalarından mutluluk duyduğunu en yetkin şahıs olarak ifade etti. Bu bizim için bir güvence oldu” dedi.

KUBBENİN KURŞUN KAPLAMALARI DEĞİŞİYOR

Dış cephede kırmızı rengin hakim olduğu bölümün binanın orijinal hali olduğunu kaydeden Dursun, şöyle devam etti:
“Yan tarafında görünen bölümler binayı korumak için dışarıdan yapılan sıvalar ve kısmen dökülen badanalı halidir. Ayasofya’nın içerisinde ve dışarısında koruma tedbirleri alınıyor. Dışarıdaki sorun sadece boyayla ilgili değil. Kubbede kurşun kaplama olan bölümle ilgili zamanla yıpranmalardan dolayı su sızmaları olmuştu. Bunu ortadan kaldırmak için bütün kurşun kaplamaları değişiyor. Dışarıdan su ve rutubetten gelecek olan zararlar asgariye indirilmiş oluyor. Bu önemli bir başarı olacak. Bunu başardığımız zaman içeriden meydana gelen kabarma ve dökülmeler restorasyon çalışmalarıyla giderilecek. Ayasofya, şu anda tüm binası ve kubbesi, denilebilir ki Türkiye’nin en iyi izlenen yerlerinden bir tanesi. Ne yapılması gerekiyorsa bu şekilde Ayasofya korunuyor. Ayasofya Milattan sonra 537 tarihinden itibaren büyük depremler gördü. Böyle bir dayanıklılığı var. Ayasofa’nın bütün bölümleri açıktır, ama depo olarak kullanılan bölümler var.”

“RESTORASYON ÇALIŞMASI HİÇBİR ZAMAN BİTMEZ…”

Ayasofya gibi abide yapılarda restorasyon çalışmalarının hiçbir zaman bitmediğini vurgulayan Dursun, bu tür yapılara gelindiğinde herhangi bir iskele görülmemesinin tedirginlik nedeni olması gerektiğini anlattı.

Dursun, Ayasofya’da bu tür çalışmaların yapılmasının, iyi korunduğunun göstergesi olduğunu belirterek, “Ayasofya’nın içinde kubbeye kadar uzanan büyük iskelenin kaldırılmasına yönelik bir çalışmamız var. Bu çalışma da sonuçlanmak üzere. Bu açıdan olumlu bir gelişme, ama bu iskelenin kurulması şart olan başka bölümler var. Yani oradan kalkacak, ama başka yerlerde yine iskele olacak, olması da gerekiyor” diye konuştu.

PAPA’NIN ZİYARETİ YERLİ ZİYARETÇİYİ ARTIRDI

Papa 16. Benediktus’un ziyaretinden sonra, Ayasofya’ya olan ilginin arttığını da bildiren Dursun, sözlerini şöyle tamamladı:

“Papanın ziyaretinden sonra çok ilginçtir, yerli ziyaretçi çoğaldı. İstanbul’u ziyaret edenlerin gittiği yerler arasında Topkapı Sarayı Müzesi birincidir, hemen arkasından Ayasofya gelir. Yılda 2 milyona yakın ziyaretçisi olan bir yerdir. Son zamanlarda yerli turistin ilgisini daha çok çekmeye başladı. Çünkü Papa’nın ziyaretiyle beraber, Ayasofya’nın sadece bir ana kilise bina olmadığını, medrese, türbe ve diğer binalarıyla bir kompleks olduğunu yerli ziyaretçilere anlatmış olduk.”

ABİDE ESERİN 1600 YILLIK TARİHİ

İstanbul’da yapılmış en büyük kilise olan ve aynı yerde üç kez inşa edilen Ayasofya, ilk yapıldığı dönemde Latince’de “Büyük Kilise” anlamına gelen Megale Ekklesia, 5. yüzyıldan itibaren de “Kutsal Bilgelik” anlamındaki Hagia Sophia adıyla anılmaya başlandı.

İlk binası, imparator Konstantinos tarafından 360 yılında inşa edilen ve bu binası 404′te çıkan halk ayaklanmasıyla yakılarak harap edilen Ayasofya, 415 yılında 2. Theodosios tarafından yeniden yaptırıldı ve bu yapı da yine bir halk ayaklanması sonucu 532′de yıkıldı.

Ayasofya’nın günümüze ulaşan anıtsal yapısı ise imparator Justinianos tarafından, dönemin iki önemli mimarı olan Miletli Isodoros ile Trallesli (Aydın) Anthemios’a yaptırılarak, 537 yılında ibadete açıldı. Mimar Sinan’a da ilham kaynağı olan eşsiz mimarisi, ikona, fresk, mozaik, mermer işlemeleri ve süslemeleri, 55 metre yükseklik ve yaklaşık 32 metre çapındaki kubbesiyle, dönemin günümüze ulaşan en nadide eserlerden biri olan ve ”dünyanın 8. harikalarından biri” olarak nitelendirilen Ayasofya’da, Bizans imparatorluğunun çok kültürlülüğü ile bünyesindeki farklı ırkları sembolize eden değişik renklerdeki mozaiklerden kurulu, imparatorun taç giydiği yer olan ”Omphalos” da bulunuyor.

Ayasofya Müzesi’nde, imparator kapısının üzerinde bulunan mozaik panoda tasvir edilen Hazreti İsa’nın elindeki açık kitapta Grek harfleriyle yazılı bulunan “Barış sizinle olsun” ifadesi dikkat çekiyor. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle 1453′te camiye çevrilen Ayasofya, yapılan güçlendirme çalışmalarıyla en iyi şekilde korunarak günümüze kadar varlığını sürdürdü. Cumhuriyet’in ilanından sonra 1 Şubat 1935′te müze olarak yeniden düzenlendi.
Hürriyet

Compact Laminat Teknik Özellikleri

Compact Laminat Teknik Özellikleri sırasıyla aşağıdadır:

• UV ışınlarına karşı dayanıklılık,
• Atmosfer koşullarına dayanıklılık,
• Yangına karşı dayanıklılık,
• Darbe, çizilme gibi etkilere dayanıklılık,
• Asit yağmuru, hava kirliliği gibi etkilere karşı kimyasal dayanıklılık,
• Renk ve desen zenginliği,
• Bakım gerektirmemesi,
• ISO 9001 kalite sistemi,
• Sağlığa zararlı madde içermemesi,
• Estetik bir görüntü elde etme imkanı vermesi,
• Ekonomiklik, ileri teknoloji.

Compact Laminat paneller, ahşap esaslı malzeme kategorisine giriyor ve özellikle dış cephe uygulamasında deneyimli uzman bir firma tarafından yapılması kullanıcının seçim yaparken dikkat etmesi gereken bir nokta.

Türkiye’ye Suriye, Hindistan, İsrail, Çin gibi ülkelerden hiçbir norma uymayan compact laminatlar getiriliyor. Bu nedenle dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar şunlar:

1. UV ışınlarına karşı solmazlık garantisinin süresi,
2. B1 Sınıfı yangın sertifikası,
3. Malzemenin çift yüzlü olması (her iki tarafınında dekor kağıdı kaplı olması),
4. Malzemenin yapıştırma sistem için test raporunun olması,
5. -80 ºC / +180 ºC ortam koşullarına mukavim olması,
6. GOST ve benzeri sertifikalara sahip olması, (dünyaca tanınmış saygın üniversitelerden temin edilen)
7. Türkiye ve dünyada uygulanmış çok sayıda örneğe sahip olması,

Kaynak: Meridianyapi.com

MERİDYEN YAPI DIŞ TİCARET ve SANAYİ LTD. ŞTİ.
Adres: Mahmut Şevket Paşa Mahallesi Mithat Paşa Caddesi Mektep Sokak No.32
Okmeydanı - Şişli - İSTANBUL
——————————————————————————–
Telefon : +90.212.238 15 14
Faks : +90.212.238 16 64
Ofis GSM : +90.544.910 03 63
+90.544.910 03 64

——————————————————————————–
e-posta : info@meridianyapi.com

Bina larda pvc pencere Tasarrufu

İnşaatların hızla yükseldiği ülkemizde binalardaki yapı sistemleri de büyük önem taşıyor. ENKA Holding kuruluşu olan Pimaş’ın Genel Müdür Yardımcısı Nejat Çetin, Türkiye’nin ilk PVC Pencere Sistemi olan Pimapen’in boya bakım gerektirmemesi, soğuk-sıcak, rügar, güneş yağmur her türlü hava koşullarına ve kimyasal etkilere, asit ve gazlara dayanıklı olması, malzemenin ısı iletkenlik katsayısının düşük olması, gerekse derzlerin contalar ile sızdırmaz hale getirilmesi sonucunda pencere bazında yüzde 45′e varan ısı tasarrufu sağladığını söyledi.

Türkiye’de 220 üretici ve 300 yetkili satıcı ağıyla tüketiciye hizmet veren Pimaş’ın, Rusya başta olmak üzere Avrupa ve Asya’daki 25 ülkede 68 bayisi bulunuyor. İhracatını 1996 yılına göre yüzde 150 artırarak bölgelerdeki potansiyeli takip etmek amacıyla Moskova, Sofya, Bükreş, Budapeşte, Ruskov, Almata, Taşkent, Belgrad da ofisler açtıklarını belirten Çetin, yılda 300 bin ton PVC’nin işlenerek profil haline getirildiğini söyledi. S-4500, S-7000, S-6000, Sürme Seriler, Katlanır sistemler, Renkli ve Kaplamalı profiller, Sineklik ve Kepenk Sistemi’ne panjur, giydirme cephe ve Kış Bahçesi modellerinin de eklendiğini vurgulayan Çetin şunları söyledi:

‘‘Boya-bakım gerektirmemesi, soğuk, sıcak, rüzgar, güneş, yağmur gibi her türlü hava koşullarına, kimyasal etkilere, asit ve gazlara dayanıklı olması, malzemenin ısı iletkenlik katsayısının düşük olması ısı tasarrufu sağlıyor. Pimapen’in S-4500 serisinde iç-dış contalı ilk seri olmuştur. Pimapen 4500 serisi kasa ve kanatlarındaki farklı biçimleriyle dış cephelerde estetik bir görünüm ve içe aydınlık mekanlar yaratıyor. Katlanır kapıları her türlü mimari anlayış ile bütünleşebiliyor. Kış Bahçesi Sistemi doğal ortamı kapalı mekan içine taşıyor. Yüksek ısı yalıtımı sağlamasının yanında, sürmeli, katlanır, devrilmeli modolleriyle kullanımı kolay bir sistem. S-6000 serisi Avrupa’nın PVC Pencere’de ulaştığı en son aşamadır. Yüksek izolasyon özellikleriyle farklı iklim koşullarında kullanılabiliyor.’’

Pvc Lambri Sistemleri

Pvc lambri sistemlerinin özellikleri:

* Tavan ve Duvar
* Dahili Bölmeler
* Saçak
* Banyo ve Wc
* Garaj - Karavan - Prefabrik
* Üstün kaliteli - Ekonomik - Modern
* Kolay Temizlenen - Alev almayan
* Uzun Ömürlü - Soğuk ve Sıcağa dayanıklı
* Haşere Barındırmayan - Asite Dayanıklı
* Sıvasız Yüzeylere Uygulanabilen
* Rutubet Önleyici

Turcemdecor dekoratif kağıtlar

Bu sene standınızda yeni markalı ürünler de söz konusu, yeniliklerinizden bahseder misiniz? Bu sene intermob’a ikinci kez katılıyoruz. Bünyemizde şu an temsil ettiğimiz yeni firmalar var. Geçen seneki temsilciliklerimize bu yıl yenilerini ekledik. Decotec, Cartiere di Guarcino ve Wiz Chemicals zaten temsilcisi olduğumuz firmalardı. Buna ilave olarak özellikle metaller konusunda Almanya’da üretim yapan Dekodur firmasıyla çalışmaya başladık ve bu fuarda da ürünlerini sergiliyoruz. Bir diğer firmamız da Crompton-Devon Valley Ltd. Bu firma dünya üzerinde overlay kâğıdı üretiminde teknolojisi ve gelişmeleriyle ciddi söz sahibi ve ciddi bir pazar payına sahiptir. Özellikle parke üretiminde kullanılmak üzere geliştirilmiş olan overlay kağıtlarında oldukça iddialı. Bu firmanın temsilciliğini de yapıyoruz. Bunun haricinde ispanyol baskılı kağıt firması olan Decotec firmasına ait olan dizayn, koleksiyon ve yeni desenlerimizi tanıttık. Özellikle nihai kullanıcılardan, mimarlardan, proje bazlı takipçilerden ve perakende satışta bulunan sektörümüzdeki firmalardan büyük talep aldık. Düz kâğıtta Cartiere di Guarcino şu an istediğimiz pazar payına ulaştı. Hemen hemen Türkiye’nin önde gelen tüm firmalarıyla çalışıyoruz. Kalite anlamında da müşterilerimiz memnun. Fuar hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Bu fuarın yeni firmalarımızla beraber bize büyük katkı sağladığını düşünüyoruz. Özellikle yeni firmalarımızla büyük bir açılım yaptık. Aynı zamanda emprenye tesisleri üreten Tokyo firmasının da temsilciliğini aldığımızı bu fuarda anons ettik. Türkiye’deki yatırım ivmesi devam ediyor ve emprenye konusunda da hali hazırda yatırım yapabilecek firmalar var. Tokyo firması geliştirdikleri patenti kendilerine ait, bir takım teknolojik yeniliklerle müşterileri bilgilendiriyor. Makinelerimiz hakkında bilgi verdi. Bu anlamda başarılı birçok gelişmelerimiz oldu. Genel anlamda fuarın gidişatından memnunuz. Turcomdecor olarak temsil ettiğimiz markalarla pazarda tahmin ettiğimiz tanınırlılığa ve iş boyutuna ulaşacağımızı düşünüyoruz. Son birkaç yılda ciddi atılımlar yapan bir firmasınız, hızla bir büyüme söz konusu, rekabetin böylesine yoğun olduğu bir pazarda bunu nasıl ve hangi ilkeler doğrultusunda başarıyorsunuz? Çok klasik olacak, ama fiyat ve kalite artık rekabet ortamında tartışılır olmaktan çıktı. Kalite çok önemli bir husus ve fiyat mümkün olduğunca makul seviyelerde tutulmaya çalışılıyor. Biz özellikle müşterilerimizin talep ettiği servis anlamında bir farklılık yaratmaya çalışıyoruz. Tüm müşterilerimizin sipariş, stok, yüklemelerini özellikle kendimiz takip ediyoruz. Bu anlamda iyi servis verdiğimizi düşünüyoruz, bir de temsilcisi olduğumuz firmaların tamamı birbirini tamamlayan ürünler barındırıyor. Bir firma bizimle çalıştığı zaman makineden kimyasallara, düz kâğıttan baskılı kâğıda, overlay’e laminata kadar birçok değişik ürün grubu bulabiliyor. Bunun dışında teknolojik ve teknik bilgileri de firmalarla paylaşıyoruz; dolayısıyla birbirini tamamlayan servisleri oluyor. Müşteri, tek elden birçok ürünü ve hizmeti bu firmadan alabildiği için, Turcomdecor’u tercih etme ihtimali artıyor. Bizim sektörümüzde baskılı kâğıt, düz kâğıtla birlikte bunları emprenyede kullanan makine ve bunları emprenye ederken kullanacağınız kimyasallar bir zincirdir. Bu zincirin tamamı bir firmada olunca müşterilerimiz için de o firma daha tercih edilebilir oluyor diye düşünüyorum. Hizmet politikanızı biraz açar mısınız? Türkiye pazarında tüm satmış olduğumuz ürünlerle ilgili teknik desteği, kesinlikle firmalarımız tarafından veriyoruz. Bunlar talep üzerine de oluyor. Regüle olarak müşterilerimize, teknik ekibimizle, teknik müdürlerimizle de ziyaretlerde bulunuyoruz. Yeni maliyet avantajları yaratacak gelişmeleri müşterilerimizle paylaşıyoruz. Avrupa’daki yeni trendleri yeni açılımları kendileriyle paylaşıyoruz. Maliyetlerini düşürecek tavsiyelerde bulunuyoruz. Bunun haricinde malumunuz bütün ürünler ithal geliyor, bunların nakliyeden ithalata kadar her türlü organizasyonunu yapıyoruz, her türlü desteği vermeye çalışıyoruz. Müşterilerimiz adına bir tarz danışman gibi, onların elemanı gibi çalışıyoruz. Stoklarını biz kontrol ediyoruz. Siparişlerini biz onaylıyoruz. Biz gönderiyoruz, müşteri yalızca malını çekiyor. Yurtdışı stoklarına kadar her şeyi biz takip ediyoruz. Amacımız firmalarımızın ithalat departmanlarındaki arkadaşlara mümkün olabildiğince az iş çıkarmak ve üretimdeki arkadaşlara hiçbir zorluk yaşamadan en uygun şartlarda minimum maliyetlerle kaliteli mal üretmelerini sağlamak. 4 gündeki ziyaretçi profili konusunda neler söyleyebilirsiniz? Daha çok nerelerden geldiler? Hafta sonuna denk gelen ilk iki günde nihai kullanıcılar çok fazlaydı. Küçük esnaşar, marangozlar, mimarlar, iç mimarlar tüm müşteriler yenilikleri özellikle desen kısmında, metal laminattaki Dekodur ürünlerimize büyük ilgi gösterdi. Diğer ürünlerimiz daha ziyade sanayi ürünlerimiz olduğu için fuarın diğer iki gününde de üretici olan müşterilerimizin ziyaretçilerine tanık olduk. Ama ilk iki günde gördüğümüz izlenimler özellikle Decotec’in geliştirmiş olduğu yeni felsefe ve yeni dizayn çalışmaları neticesinde Avrupa’da trend olan yeni çizgilerin Türkiye’de de yakından takip edildiği ve beklenildiği yönünde. Zaten regüle olarak çalıştığımız ticari ürünlerde yarı mamullerde, müşterilerimiz Türkiye’nin belli başlı mdf sunta üreticileri. Bu anlamda son iki günde de onların ziyaretlerine tanık olduk.
Kaynak:Mobilya dergisi

Dekorasyon ve Mobilya Sitemiz Wordpress altyapisini kullanmaktadir.

eXTReMe Tracker