Yeni Evlenenlere Öneriler

Mobilya markalarının düzenlediği değiştirme kampanyalarıyla eskiyen mobilyalarınızı avantajlı fiyatlarla yenileyebilirsiniz. İstikbal Mobilya da “Değiştir” kampanyası ile İstikbal kalitesini ve şıklığını tüketicilerle buluşturmayı amaçlıyor. Kampanya kapsamında, eski mobilyalarını getirenlere, yepyeni İstikbal mobilyalar, cazip taksit olanakları ve yüzde 12 oranında indirimle veriliyor. “Değiştir” kampanyasından yararlanan tüketiciler, uygulanan indirim sayesinde İstikbal ürünlerine 2004 fiyatlarıyla sahip oluyor.

Lineadecor’un iki yeni modeli UVO ve Zeta’nın kullanım rahatlığı sayesinde mutfaklar artık özgür. Uvo modelinde, üst dolap yerine içten ışıklı alüminyum rafların kullanılması tasarımı modern bir çizgiye taşıyor. Lineadecor’un Zeta modeli yeni tasarımıyla yoğun tempoda çalışan insanlar için düzenin ve temizliğin sağlanmasında pratik çözümler sunuyor. Minimalist yaklaşımla tasarlanan Zeta modelinde özel tasarlanan servis bankosu ve alt dolaplarda çözümlenen kiler mekanizmaları ihtiyaç duyulan tüm malzemelere anında ulaşma imkanı sağlıyor.

Sevdiklerinize bir ev hediyesi almayı düşünüyorsanız Eternity’nin zarif desenli ve garantili ürünlerini tercih edebilirsiniz. Kaliteli, dekoratif, yapışmaz, yanmaz, solmaz, kararmaz, çizilmez özellikleriyle Eternity, sevdiklerinize farklı hediyeler sunuyor. Eternity, sadece tencere değil bütünlüğü tamamlayan eş desenlerde çaydanlık, saklama kabı, tepsi, nihale, pasta kabı gibi ürünleri ile mutfaklara uyum ve güzellik getiriyor. Türkiye genelinde 2 bin 200 seçkin satış noktası ve zücaciyelerde bulunan Eternity’ler yurtdışında da satılıyor.

Arzum’un Alimente Dumansız Tencereli Elektrikli Izgarası, mutfakta yeni lezzetler yaratıyor. Arzum Alimente, klasik dürüm, Meksika usulü Tortillas ve “New York Dürümü” denilen wrap hazırlama aparatıyla sofralarınızı renklendiriyor.

Eviniz ve Bebeğiniz.

Bebeğiniz için hem sağlıklı hem de kullanışlı mobilyalar bulabileceğiniz bir diğer adres ise Mothercare. 0-10 yaş grubu çocukların ve ebeveynlerin gereksinimlerini karşılamaya yönelik ürünler sunan İngiliz markası, çocukların sağlıklı gelişimine yönelik tasarlanmış ve Avrupa Güvenlik normları doğrultusunda hazırlanmış ürünleriyle dikkat çekiyor.

Masif bebek mobilyalarında akçağaç, kayın, çam ve meşenin kullanıldığı Mothercare’de boyalar ve cilalar da standartlara uygun olarak, koku yapmayan ve bakteri barındırmayan özelliklere sahip.

Mobilyalarda kullanılan renkler ise bebeğin gözlerini yormayacak, bebek üzerinde olumlu ve sakinleştirici etki uyandıracak olan, ağacın doğal renkleri ve beyaz-krem olarak seçiliyor. Anne ve bebeğin ihtiyaçlarına yönelik ürünlerin satıldığı EBebek mağazalarında da bebek mobilyaları bulabilirsiniz. EBebek. com için özel olarak üretilen Bebilya marka bebek mobilyaları, bebeğin konforu, sağlığı ve güvenliğini ön planda tutuyor. Bu mobilyalar ergenliğe kadar kullanılabilme özelliğine sahip.

Mağazada ayrıca, yüzde 100 doğal ve ladin ağacından yapılan Stylewood marka bebek mobilyaları da satılıyor. Tüm ürünleri el yapımı olan bu markadaki mobilyalar da zararlı kimyasallar içermiyor.

Ayrıca ahşap, değişik desen ve renkleriyle estetik, sıcak bir görünüm sağlıyor. Ev dekorasyonu konusunda aradığınız hemen her şeyi bulabileceğiniz IKEA mağazalarında, bebek odaları için de çeşitli mobilya ve aksesuarlar var. Masif ahşap bebek odalarının yanı sıra bebekler için beyaz renkli mobilyalar bulunuyor.

İsterseniz tek tek, isterseniz takım halinde alabileceğiniz mobilyaların haricinde, IKEA’da bebek odası için perde, nevresim takımı gibi tekstil ürünleri yer alıyor. Aydınlatma, halı ve oyuncak gibi çeşitli aksesuarlar da cabası…

Ankara Yatak Laressa

2006 yılında yaşadığı büyük dönüşümü 2007’de daha da büyük atılımlarla artırmayı hedefleyen Ankara Yatak, gerçekleştirdiği 1 milyon euroluk ek yatırımla Laressa’yı Türkiye’ye yayacak ve koleksiyonunu zenginleştirecek.

Laressa Genel Müdürü Tayfun Ateş, Ankara’yı takiben İstanbul Avrupa Yakası ve İstanbul-Anadolu Yakası’ndan sonra Laressa’nın en son bölge müdürlüklerinin İzmir-Karabağlar ve Bursa’da hizmete girdiğini söyledi. Ateş, “Ağrı, Antalya, Denizli, Gaziantep, Isparta, Karabük, Kastamonu, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Trabzon, Yozgat, Zonguldak’tan sonra diğer illerimiz de çok yakında Laressa konforu ve kalitesiyle tanışacak” dedi.

Ankara’daki fabrikalarının yıllık 400 bin adet yatak ve 10 bin takım oturma grubu üretim kapasitesine sahip olduğunu belirten Ateş, yeni sezonda standartları daha da yükselterek tasarım, malzeme, işçilik anlamında pazarda kalıcı bir yer edinmeyi amaçladıklarını bildirdi. Ateş, “Türk insanının estetik anlayışına seslenen bir Laressa çizgisi yakalamayı amaçlıyoruz.

Özellikle de uzmanlık alanımız olan yatakta Viscoelastic malzemeyle üretilen Viscotech ile sağlıklı yatak alanında yeni bir dönem başlatıyoruz” diye konuştu.

Stresse Karşı Yataş Yatak Serisi

Cosmo Lux Visco Anti-Stress
Vücud ısısı ile vücudu tanıyıp tüm kıvrımlarını dolduran Uzay Teknolojisi ürünü Visco elastic malzeme ile üretilmiştir.
# Bütün vücud kıvrımlarını doldurması sayesinde omurilik tek çizgide kalır.
# Alt kısım 32 dns süngerden oluşmaktadır.
# Rahatlatıcı ve stres giderici etkisi bulunan özel Anti – Stress kumaş ile kaplanmıştır.
# Alev almaz, hijyenik ve anti alerjiktir.
# Şık, örme kumaşı kapitoneli ve fermuarlıdır.
# 20 cm yüksekliğindedir.
# Yıkanabilirlik özelliğine sahiptir.

Master Pocket Anti-Stress
Baş, gövde ve ayaklar olarak, vücut ağırlıklarına göre ayarlanmış 3 zoneli pocket yay sistemi içerir. Pocket yay sisteminde yaylar birbirinden bağımsız hareket edebildiği için her noktada vücuda destek sağlanabilir. Bu yay sistemi yumuşak bir ortam sağlarken ergonomi de sağlanmış olur.
# 34 dns HR süngeri, pocket yay sisteminin sağlamış olduğu ergonomiyi destekler.
# Rahatlatıcı ve stres giderici etkisi bulunan özel Anti – Stress kumaş ile kaplanmıştır.
# Alev almaz, hijyenik ve anti alerjiktir.
# Şık örme kumaş ile üretilmiş kapitoneli kılıfı bulunmaktadır.
# 21 cm yüksekliğindedir.

Orion Bonnel Anti-Stress
# Bonnel yay sistemi ve özel sertlikteki süngeri (26 dns) ile full ortopedik, sağlıklı bir yataktır.
# Kışlık tarafında % 100 Woolmark yün vatka, yazlık tarafında % 100 pamuk vatka bulunur.
# Rahatlatıcı ve stres giderici etkisi bulunan özel Anti – Stress kumaş ile kaplanmıştır.
# Özel, örme şık kumaşı kapitonelidir; alez almaz ve anti bakteriyeldir.
# 25 cm yüksekliktedir.
# Yüksek başlık kullanmayı sevenler için idealdir.
# 4 adet taşıma kulpu vardır.
# 4 adet havalandırma kapsülü bulunur.

Sense Visco Latex Bonnel Anti-Stress
Bir tarafında vücudun hatlarını kavrayan visco elastic ped, diğer tarafında ise latex vücuda dinamik confor sağlayan sünger bulunur.
# Bonnel yay sistemi içerir.
# Rahatlatıcı ve stres giderici etkisi bulunan özel Anti – Stress kumaş ile kaplanmıştır.
# Özel, örme şık kumaşı kapitonelidir; alez almaz ve anti bakteriyeldir.
# 28 cm yüksekliktedir.
# Yüksek başlık kullanmayı sevenler için idealdir.
# 4 adet taşıma kulpu vardır.
# 4 adet havalandırma kapsulü bulunur.

Charm Latex Anti-Stress
# Her uyku pozisyonunda vücuda üst seviyede dinamik konfor sağlayan latex malzeme ile üretilmiştir.
# Rahatlatıcı ve stres giderici etkisi bulunan özel Anti – Stress kumaş ile kaplanmıştır.
# Alev almaz, hijyenik ve anti alerjiktir.
# Şık, örme kumaşı kapitoneli ve fermuarlıdır.
# 20 cm yüksekliğindedir.
# Yıkanabilirlik özelliğine sahiptir

İstikbal Kanepenin hikayesi

Temelleri 1957 yılında Sami Boydak ve Hacı Mustafa Boydak kardeşler tarafından atılan İstikbal’i, Türk tüketicilerinin ve yurtdışı piyasaların yoğun olarak tanıması son on yıla dayanıyor. 45 yıllık bir grubun son 10 yılda gösterdiği pazarlama ve imaj başarısının ardında ise yaş ortalaması henüz 35 olan genç bir ekip var. Dört kardeş; Hacı, Mustafa, Memduh, Bekir Boydak ve amcaoğulları Yusuf Boydak yaklaşık 12 yıl önce üniversiteden mezun oldular ve sadece kanepeyle anılan bir şirketi 500 milyon dolar ciro yapan bir gruba çevirdiler.

İstikbal’i gençlere bıraktılar, kanepeyi merkez üssü seçtiler

Mobilya üretiminde usta olan Sami ve Hacı Boydak kardeşler, 1990’ların başında şirket büyümesinin sadece üretimle olmayacağı, pazarlama ve imaj çalışmasının önemli olduğu, bunun da ancak genç bir ekip tarafından yapılacağı gerçeğini fark ettiler. İki kardeşin yaşları 23 ila 25 arasında değişen çocuklara şirketi devretmesi Türkiye iş dünyası için önemli bir yenilikti.

Şirket yönetimini 1990’ların başında devralan genç yöneticilerden Mustafa Boydak, bugünkü başarının sırrını bu dönemde aldıkları stratejik karara bağlıyor. Mustafa Boydak aldıkları stratejik kararı “tek ürün uzmanlığı” olarak açıklıyor: “Büro malzemeleri, yatak ve yemek odası ile koltuk takımları yapıyorduk, ancak hiçbirinde pazar liderliğini hedefleyen vasıflarda üretim yapmıyorduk. Önce küçüldük, ürün gruplarımızı daralttık ve kendimizi bir ürün grubuna konsantre ettik. O da kanepe. Kanepede başarılı olup pazar liderliğini yakaladık. Ondan sonra diğer ürün gruplarını buna ekledik.”

İstikbal Mobilya’nın pazarlamasından sorumlu Memduh Boydak, bugün ulaştıkları seviyeyi daha önce hayal bile edemediklerini belirterek, “Kardeşlerimin ve amcaoğullarımın küçüklüğü fabrikada geçti. Bazen yerleri süpürürdük, bazen de taşımaya yardım ederdik. 80’li yıllarda Türkiye ile birlikte büyüdük ve 90’larda ise kanepe yatırımlarımız, bize önemli kazançlar getirirken, tanıtımımızı da sağladı” diyor.

İstikbal Grubu’nda kız kardeşler şirket yönetimine karışmazken erkek genç Boydaklar ise seçilen uzmanlık alanına göre yetiştiriliyor. İşletme eğitimi alan Boydak kardeşlerin en küçükleri Bekir ve Memduh, pazarlama ve reklam odaklı yetiştirildiler; halen bayilerden ve imaj tanıtımlarından bu ikili sorumlu. Büyük ağabeyler Mustafa Boydak kablo ve finans sökterlerinde uzman olarak yetiştirilirken, Hacı Boydak ve amcaoğlu Yusuf Boydak genel şirket işletmecisi olarak yetiştirildiler.

Memduh Boydak 1980′li yılların kendileri için özel bir önemi olduğunu da vurgulayarak “Bu dönemde ihracat bir gurur sayılıyordu. Yine yatırımlarımızın karşılığını alabiliyorduk. Bütün ailenin çalışma azmini de unutmamak gerekiyor. Geçtiğimiz yılın 108 gününü yurtdışında geçiren kardeşlerimiz var” diyor

İstikbal Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Boydak’a “Bu kadar çok Boydak’ı birarada idare etmek zor olmuyor mu?” sorusunu yönelttiğimizde ise ilginç bir cevap aldık: “Biz babalarımızdan böyle gördük. Amcamla babam yaklaşık 25 sene ortaklık yaptı. Kayserili olup büyüklerine saygı göstermeyen yoktur. Aile özelliği yönetimde avantaj oluyor. Tartışma elbette ki olur ama bir biçimi vardır. Yönetim Kurulu’nda 4 biziz, 2 amcamızın çocukları var, bir de Nazif Türkoğlu var, aileden sayılır. 20 şirketimizin sadece 3’ü ailemizden. Bu oran bizim kurumsallaştığımızı gösterir.”

Sadece Almanya’da 800 İstikbal bayisi var

Bekir Boydak ise son yıllarda yaptıkları ihracat atağıyla bir Türk markasının yurtdışında kendi ismiyle de tercih edilebileceğini gösterdiklerini belirterek, “2000 yılında 40 milyon dolar olan ihracatımız vardı. Geçtiğimiz yıl 100 milyon dolara çıktık; bu yılki hedefimiz ise yaklaşık 150 milyon dolar. Dünyanın 60 ülkesine ihracat yapıyoruz. Sadece Almanya’da 800 tane İstikbal bayisi var. Kablo ve tekstilde ise ABD pazarını iyi kullanıyoruz” diyor.

Holdingleşme hazırlıkları yapan İstikbal Grubu, 2003’te yepyeni bir markayla mutfak mobilyası üretimine başlayacak. Döşemelik kumaş ve yatak kumaşı yatırımını tamamlayarak Avrupa’nın en büyük ilk 5’i arasına girmeyi hedefleyen İstikbal Grubu, günlük 50 bin metre yatak kumaşı üretmeyi hedefliyor.

İstikbal Grubu’nun genç yöneticilerinden Bekir Boydak ise istihdama katkı sağlayan özel sektör grupları içinde 6. sırada yer aldıklarını belirterek, “Bayilerimizle birlikte 100 bin kişilik bir aileyiz. Bizim bugünkü çalışmamız Boydak Ailesi için değil, Türkiye ekonomisi içindir” diyor.

İstikbal ismini dünya markası yapmaya ant içen Boydak Kardeşler, dünyaya Türk mobilya zevkini tanıtmayı hedefliyor. Son yıllarda İtalyan mobilyalarıyla yarışabildiklerini söyleyen Mustafa Boydak, şu hedefi koyuyor: “Bugüne kadar fiyat ve kalite ile rekabet ediyorduk. İlginç modellerimizle de, dünya piyasalarında söz sahibi olmak istiyoruz.”

Kayseri’den Türkiye yorumları…

İstikbal Grubu’nda, çalışanların yüzde 85’i Kayseri’de bulunuyor. Yine şirket kimliği “Kayserili” olarak biliniyor. Bu durumun İstanbul sermayesi ile rekabette dezavantaj olup olmadığını sorduğumuz Mustafa Boydak “Kayseri’de ciddi anlamda yetişmiş elamanımız var. İşçilerimiz sadakatli. Doğduğumuz topraklara en büyük vefamız bu olmalı. Anadolu–İstanbul sermayesi ayrımı bize yansımadı, bu yüzden de İstanbul sermayesinden hiç kötülük görmedik. Benim TÜSİAD üyesi olduğum da unutulmamalı” diyor.

“Kayseri gibi tipik bir Anadolu kentinden yorumlanan ile ihracat yapılan 60 ülkeden yorumlanan Türkiye arasında fark var mı?” sorusunu ise Mustafa Boydak şöyle cevaplıyor: “Kayseri’den Türkiye’ye bakınca biraz umutsuzlaşıyoruz; çünkü doğduğumuzdan beri enflasyon kelimesiyle yaşıyoruz. Yurtdışındaki müşterilerimiz ve ortaklarla Türkiye’yi yorumlarken ise coğrafi konumumuzun stratejik değerini fark ediyoruz. Türkiye kesinlikle hak ettiği yerde değil. Popülist politikalarla problemler çözülemez. Yabancı ortaklarımız Kayseri’yi görünce zihinlerindeki olumsuz Anadolu imajı kayboluyor.”

İstikbal’in Kayseri’ye neler kazandırdığını ise Memduh Boydak ilginç bir örnekle açıklıyor: “Kayseri’nin en çok istihdam kaynağı olan kuruluşuyuz. Eğer bugün her akşam Kayseri’ye uçak gelip gidiyorsa, bu biraz da bizim sayemizdedir. Değişik şehirlere de yatırım yapıyoruz ama gelecekte de ana üssümüz Kayseri olacaktır.”

Hacı Boydak ise İstikbal–Kayseri ilişkisinde ilginç bir anısını anlatıyor: “İstikbal’in daha marka olmadığı dönemlerde bizden mal alan firmalar Kayseri plakalı değil Ankara plakalı kamyonlarla taşıma yapmamızı isterlerdi. Çünkü Kayseri’nin malı kalitesizdir anlayışı vardı o zamanlar. Daha fazla nakliyatı göze alırlar ve Ankara plakalı kamyonları isterlerdi. Biz marka olduktan sonra Kayseri mobilya üssü oldu ve Kayseri’den mal almak ayrı bir prestij.”

“Finans ve kimya sektörü de önemli”

Çıkışlarını kanepe ile yapan İstikbal Grubu için finans sektörü bu dönemin en önemli yatırımları arasında yer alıyor. Anadolu Finans ile bankacılığa soyunan İstikbal Grubu, öncelikli olarak sanayi yatırımlarını desteklemek istiyor.

Kimya ve demirçelik yatırımlarının özellikle ihracat için büyük önem taşıdığını söyleyen Yusuf Boydak, grup olarak global ticaretin tüm gereklerini yapacaklarını belirtiyor ve ekliyor: “Kayserili bir firma olduğumuz için Anadolu sermayesi olarak tanımlanıyoruz. Oysa ki sadece Kayseri’ye getirdiğimiz yabancı ortaklar bile bizim ticaret anlayışımızı gösteriyor.”

KANEPEYLE ÇIKTILAR YOLA

Kayseri’deki 620 bin metrekaresi kapalı olmak üzere 850 bin metrekarelik alana sahip tesislerinde 8 bin kişinin çalıştığı İstikbal Şirketler Topluluğu, 9 sektörde faaliyet gösteriyor. Grubun İstikbal, Bellona ve Hukla ile mobilya, HES Kablo ile kablo, Anadolu Finans ile bankacılık sektörünün yanı sıra tekstil, kimya, metal, lojistik, pazarlama ve dış ticaret sektörlerinde faaliyet gösteren 20 şirketi bulunuyor. İstikbal Tesisleri’nde yılda 780 bin kanepe, 180 bin oturma grubu, 1 milyon yatak, 2 milyon ev tekstili, 1 milyon metreküp sünger, 20 bin ton çelik tel; Panel Mobilya Grubu’nda yıllık 5 milyon 200 bin metrekare toplam üretimle birlikte 70 bin takım yatak odası, 40 bin takım yemek odası ve vitrin, 55 bin takım genç odası, 900 bin adet aksesuar ve sandalye üretiliyor.

Aksiyon

Gala Modüler Mobilyası

Türkiye - İnegöl’de modüler mobilya üretimi yapan Gala Mobilya, dünyanın en büyük mobilya fuarına katılıyor. Ülkemizdeki ekonomik durgunluğun etkilerini minimuma indirmek için bir süredir ihracata yönelen Gala Mobilya, 14—20 Ocak 2002 tarihleri arasında Almanya’nın Köln kentinde düzenlenecek olan dünyanın en büyük mobilya fuarı Uluslararası Köln Mobilya Fuarı’na katılıyor.

Gala Modüler Mobilya Dış Ticaret Müdürü Ayhan Nuri Yılmaz, iç pazara olan bağımlılığın ve pazar dalgalanmalarının yarattığı talep düşüklüğünün etkilerinin azaltılması amacıyla son dönemde ihracata odaklandıklarını söyledi. Firma olarak ihracatın önemine inandıklarını, ihracat çalışmaları kapsamında bazı uluslararası fuarlara katılmayı kararlaştırdıklarını ifade eden Yılmaz, “İlk olarak geçtiğimiz Eylül ayında 66. Uluslararası Selanik Fuarı’na katıldık. Bu fuar ile önce Yunanistan, daha sonra da Balkan ülkelerine ihracat yapma konusunda olumlu neticeler aldık” diye konuştu.

Kriz ihracatla aşılır

Türkiye’deki ekonomik durgunluğun sadece iç pazara hitap eden firmaları güç durumda bıraktığını söyleyen Nuri Yılmaz, ihracat yapabilenlerin ise durgunluktan asgari oranda etkilendiklerini vurguladı. Bu kapsamda dünyanın en büyük fuarı Köln Messe’ye başvurduklarını ve başvurularının kabul edildiğini belirten Yılmaz, “286 bin metrekarelik bir alanda faaliyet gösteren fuara geçen yıl 47 ülkeden 1542 firmanın katıldığı ve fuarı 143 bin 851 kişinin ziyaret ettiği bilgisini aldık. Böyle bir ortamda dünya ülkeleriyle aynı fuarda yer alacağız. Ülkemizden sadece birkaç firmanın katıldığı bu fuar Gala Mobilya için bir dönüm noktasıdır” dedi.

Aksiyon

Dar evler Dar Ofisler için Mobiya Seçimi

Türk Mobilya sektöründe yaşanan sert rekabet sektörün duayen isimlerini yeni arayışlara yöneltiyor. Türkiye’nin ilk mekanizmalı yataklı kanepe imalatçısı Seray, ürettiği ilginç ve kullanışlı modellerle tüketicinin karşısına çıkacak.

Seray’ın temelleri Osman Necmi Özkan tarafından 1953 yıllarında atılmıştı.

5 bölge müdürlüğü, 135 mağazası, yurtdışındaki satış noktaları ve Coorner’larıyla hızla büyüyen Seray, “shoowrom” tarzı dev mağazalarla tüketicinin tercihini kazanmayı hedefliyor.

Seray Halkla İlişkiler Müdürü Cemal Akkuş, Seray’ın Karadeniz kökenli bir aile şirketi olduğuna dikkat çekerek, kârının tamamını yatırıma dönüştüren Seray’ın dev bir marka haline gelmesinde altyapı yatırımlarına verdiği özenin önemli rol oynadığını söylüyor.

Tamamı çok fonksiyonlu olan ürünleriyle dikkat çeken Seray’ın en dikkat çekici özelliği, dar mekanlara geniş çözümler sunması. Pratikliğe ve mekana yönelik çözümleriyle Seray, mobilyada garanti veren ilk firma.

Kumaşlar için bir yıl, mobilya mekanizması içinse ömür boyu Seray garantisi bulunuyor. Seray’ın temel rengi sarı. Dekorasyona yönelik komple ürünler ve çözümler sunan Seray’da 400 kalem mal üretiliyor. Tüm bu ürünler, Ankara’daki Seray Tesisleri’nde tamamen hijyenik şartlarda üretiliyor.

Seray ilklere doymuyor

Seray markasıyla mobilyadaki ilkler ve yenilikler saymakla bitmiyor; ilk mekanizmalı yatak, ilk yer yatağına dönüşen kanepe, yuvarlak yatak olan kanepe, metal iskeletli ilk yataklı kanepe, kumaş yüzeyleri çıkarılarak yıkanabilen ilk yataklı kanepe ve koltuklar, mekanizmasız raylı sistem yataklı kanepe, ahşap lata sistemini yataklı kanepeye ilk uygulayan firma olan Seray, saymakla bitmeyen ilkleri oturma gruplarında hayata geçirmeye devam ediyor.

Aksiyon

Kelebek Mobilya

Mobilya gibi pahalı eşya tercihlerindeki değişimi gözlemleyen mobilya sektörü artık değişen beklentilere göre gardını alıyor. Çünkü mobilyayı dolaba giysi koyup çıkarır gibi değiştirme imkanınız yok. Pahalı bir ürün; hem şık, hem dayanıklı hem de insan anatomisiyle uyumlu olması gerekiyor.

Görünümü ne kadar şık olursa olsun hiç kimse oturduğu zaman tahta taburenin üstünde duruyor hissine kapıldığı koltuklara para vermek istemiyor. Mobilya seçimini yönlendiren ikinci etken ise yumuşak olması, doğal olarak. Hatta, mümkünse minderler kuş tüyü olacak!…

Kelebek Mobilya”nın hiç satmayan ve çok satan koltuk takımlarını karşılaştıran bir araştırmasının sonuçlarına bakılırsa tasarımlar ne kadar hoş olursa olsun tercihleri maliyetler belirliyor. Kelebek Mobilya”nın çok satan koltuklarının daha ucuz oluşundan dolayı tercih edildiği tespit edilmiş. Daha az satan fakat modern tasarımlı ve kullanışlı koltuklarda indirime gidildiği zaman bu modeller de satılmaya başlanmış. Bu durumu Kelebek Mobilya Pazarlama ve Tasarım Müdürü Yıldırım Kaymal şu şekilde izah ediyor: “Koltuk tercihlerinde rahatlık hissi önemli bir belirleyici. Aynı zamanda kullanışlı olmalı. Bir dönem çok satan koltuk takımlarımız hem model hem de rahatlık olarak istenen düzeyde değildi. Ancak fiyatları makuldü. Modern tasarımlı ve kuş tüyü kullandığımız koltukların fiyatlarında satış kolaylığı sağladığımızda bu modellerin daha çok satıldığını gördük”.

İlk mobilya alanlar ucuzu tercih ediyor

Eskiyen mobilyaları yenileyenlerle ilk kez mobilya alanlar arasında ciddi farklar var. Yeni evlenenler daha kısa vadeli düşünüyor ve o anki bütçelerine uygun mobilyalara yöneliyor. Yıllar içinde kalite ve kullanım avantajları doğrultusunda bazı sıkıntılar yaşanabiliyor. İkinci kez mobilya alımında ise fiyattan ziyade kalite ve kalıcılığa dikkat ediliyor.

Tüketici eğilimlerini araştıran Kelebek Mobilya, yeni evlenenlerin ev eşyalarında birtakım alım kolaylığı sağlamayı hedefliyor bugünlerde. Kelebek Mobilya”nın belki de en önemli avantajlarından biri, yedek parça sisteminin olması. Mesela, kapağı çizilen ya da kullanılamayacak durumda olan gardrobunuzun kapağının aynısından bulabiliyorsunuz.

İkinci kolaylık sistemi ise, yatak odası ya da oturma odası gibi kavramlara yeni bir boyut getiriliyor olması. Yatak odası yerine sadece yatak üretilecek. Beğenilen parçaları birleştirip takım olarak tasarlamak ise tüketicilere kalacak.

Gücünü Düzce”den alıyor

Mevsimlere göre mobilya satışları farklı gelişiyor. Mesela, kış aylarında mutfak alıcısı olmuyor. İlkbaharda daha çok tek parça şeklinde satışlar oluyor. Sonbahar evliliklerin daha yoğun olduğu mevsim. Dolayısıyla kalıcı eşyalar bu mevsimde satılıyor. Koltuk takımları ise her mevsimde alıcı bulabiliyor.

Cumhuriyet tarihinin en eski sanayi kuruluşlarından biri olan Kelebek Mobilya, 1978 yılında dünyanın konusunda en iyi proje grupları ile teknik işbirliği yaparak ilk modüler mobilya fabrikasını Düzce”de kurdu. Avrupa”nın en modern ve büyük tesislerinden biri olarak işletmeye açılan Düzce”deki üretim, günümüzde en güncel teknolojileri kullanarak mobilya, mutfak, oturma grupları ve özel ahşap donanımları ile sürüyor. Genel Müdürlüğü İstanbul”da olan şirket 1990 yılında İMKB”de halka arz edildi.

Yurt içinde 150″ye yakın mağazadaki satışların yanısıra yaklaşık 20 ülkeye Kelebek ürünleri ihraç ediliyor. İtalyan tasarımcıların danışmanlık ettiği Kelebek mobilya, sektörün en eskilerinden olmasını önemli bir avantaj olarak görüyor.

Aksiyon

Bürotime

Kalitesi kadar çalışma şekline uygunluğuna ve kişiliği ne kadar yansıttığına dikkat edilen ofis mobilyalarının Türkiye”deki öncü ismiyse Tosunoğulları Mobilya. Özellikle Bürotime markasıyla sadece Türkiye”de değil dünyanın birçok ülkesinde tanınan Tosunoğulları Mobilya, prestije önem veren işyerlerinin yakından tanıdığı bir firma.

Tosunoğulları, Mobilya Bürotime markası Türk yerleşim zevkini de bütün dünyaya gösteriyor. Modüler ve modern tarzda tasarım ürünü olan Bürotime mobilyaları, Avrupa, Asya, Afrika ve Ortadoğu”daki 26 ülkeye ihraç ediliyor. Tosunoğulları Şirketi”nin Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Tosunoğlu, aralarında Almanya, Mısır, Rusya, Dubai, Kenya, Nijerya ve İsrail”in bulunduğu yirmi ülkede yerleşik bayi ağıyla tüketiciye ulaştıklarını söyledi.

Şu an üretimlerinin yüzde 30″unu yurtdışına pazarladıklarını anlatan Tosunoğlu, “Önümüzdeki yıl ihracat yaptığımız ülke sayısını 30″a çıkararak, üretimimizin yarısını dışarıya satmayı hedefliyoruz” diyor.

Tosunoğlu, Bürotime”in beş yıl önce piyasaya çıktığını anımsatarak, şöyle devam ediyor: “Biz daha 5 yıl önce markalaştık. Ancak bu zaman içerisinde Türkiye”deki ofis mobilyalarının fiyat kodeksini belirleyen konuma geldik.”

Türkiye”de 150″yi aşkın satış noktasında tüketiciyle buluştuklarını aktaran Tosunoğlu, ülke genelinde yaygın bayi ağıyla hizmet veren tek firma olduklarını belirtiyor. Sık sık Dubai, Almanya, Mısır, Sudan ve Nijarya gibi çeşitli ülkelerde yapılan fuarlara katıldıklarını söyleyen Tosunoğlu, nihai hedeflerinin Amerika”yı da içine alan bir dünya markası haline gelmek olduğunu açıklıyor.

Hüseyin Tosunoğlu, bir ay önce Konya 2. Organize Sanayii”ndeki fabrikalarından, 3. Organize Sanayii”ne taşındıklarını bildiriyor. Eski yerlerinde “Erkotime” markalı ofis koltuklarının üretimine geçtiklerine değinen Tosunoğlu, koltuk konusunda da oldukça iddialı olduklarını dile getiriyor.

Erkotime”in en kısa zamanda Bürotime gibi dünya pazarında yer edineceğine inandıklarını ifade ediyor. Modüler, fonksiyonel ve çağdaş çizgilerdeki tasarımlarıyla bilinen Bürotime modellerinin hepsinin patenti bulunuyor. İleri teknolojiye sahip bilgisayar kontrollü makinelerle üretilen mobilyaların, tasarım, arge ve paketleme çalışmaları, bayan personelin elinden geçiyor. Çalışan 210 personelin ise yüzde 25″ini kadınlar oluşturuyor. Bayiler sipariş miktarı ve çeşidi ne olursa olsun 72 saat içinde ürünleri teslim ediyor. Zira makinalar çift vardiya usulü, 24 saat çalışıyor.

Mobilyada Kadın Modası

‘Biz mobilyacıyız; ama uluslararası hazır giyim ve moda fuarlarını mutlaka izleriz. Bizim için her sezon, özellikle bayan giyiminde kullanılan renkler, figürler ve desenler önemlidir. Çünkü mobilya kadın giyimindeki trendlerden doğrudan etkilenen bir sektör.’ ALFEMO Genel Müdürü Ramazan Davulcuoğlu’nun bu sözleri, mobilya sektöründeki değişimi gözler önüne seriyor aslında. Eskiden olduğu gibi evladiyelik; yani bir ömür kullanılacak mobilya alınmıyor artık. Gelir düzeylerindeki artış, bunan bağlı olarak sosyo-kültürel gelişim, mobilya değiştirme hızını etkiliyor. Hatta mobilyayı moda kavramıyla tanıştırıyor.

Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de mobilya tüketiminde son sözün kadınlara ait olması, üreticileri farklı arayışlara yöneltiyor. ALFEMO Mobilya’nın, kadın giyim alışkanlıklarını izleme ve oradaki akımları koleksiyonlarına yansıtma çabası boşuna değil. Atölye tipi üretimden yola çıkan, fabrikasyonla da dünyaya açılan Türk mobilya sektörü, özgün ve sezonluk tasarımlarla markalaşma trendini başarıyla sürdürüyor. Bu kulvarda bir yerlere gelmek için sadece mobilya sektörünü izlemek yetmiyor; tüketici davranışlarını iyi gözlemlemek, kadın modasını güncel şekliyle bilmek ve bunu üretime yansıtabilmek, başarıya götüren önemli ayrıntılar haline geldi artık.

Bugün Türkiye’nin en başarılı mobilya markalarından olan ALFEMO’nun arkasında üç yetim kardeşin, yani Ali, Ramazan ve Şaban Davulcuoğlu’nun ilginç hikâyesi var. Yeşildağ perakende mağazalarının kurucusu olan baba Yusuf Davulcuoğlu’nun 1976’daki vefatı, onları çocukluklarında iş hayatıyla tanıştırmış. 16 yaşındaki büyük ağabey Ali Davulcuoğlu, işin başına geçerken kardeşleri okuldan artakalan zamanlarda ona omuz vermiş.

HAMALLIK VE PAZARLAMAYI BİRLİKTE YAPTILAR

O günlerin hikâyesini dinlerken, bu genç markanın öyküsünün ne kadar zorlu şartlarda başladığı bütün cesametiyle anlaşılıyor. Sabahları satış yapan Ali Bey, kardeşleri okuldan geldikten sonra teslimata gidermiş. Üç kardeş yıllarca hem pazarlamacılık hem de hamallığı beraber yürütmekten gocunmamış. Ramazan Bey, “İşe başladıktan ancak 5-6 yıl sonra eleman alabildik. Buna rağmen çabamıza değdi, ALFEMO’nun yanı sıra Yeşildağ bugün 13 mağazalık bir perakende zinciri oldu.” diyor. Halen Ali ve Ramazan Davulcuoğlu ALFEMO’yu yönetirken, mağazalar ise küçük kardeş Şaban Davulcuoğlu’nun kontrolünde.

Sadece 10 yıllık bir geçmişi olan ALFEMO’nun, kısa sürede tanınmasının ardında perakendecilikteki bu deneyimin önemli rolü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ramazan Davulcuoğlu, “Müşteri odaklı olmayı mağazacılıktan öğrendik. İyi bir sanayici ve tüccar olmak gerekli; ama müşteri ne ister, bunu bilip müşteri adına empati yapıp, bütün iş süreçlerimizi müşteri memnuniyetine göre kurgulayabilmek önemli. O da mağazacılıktan gelen bir tecrübe.” diyor. Günümüzdeki mobilyacılık anlayışında iyi üretim yapmak yeterli olmuyor. Tanıtım ve reklâm, markaya yapılacak yatırım, işin vazgeçilmezleri arasında.

İzmir Torbalı’da dev tesislerde üretim yapan ALFEMO’nun çıkış hikâyesi, yaylı yatak işiyle başlıyor. Büyük bir yatak üreticisinin Ege Bölge bayiliğini alan Davulcuoğlu kardeşler, bu marka için üretim yapar. 1992-1996 arası, Türkiye’nin mobilyada öne çıktığı, kanepelerin yerini çekyat ve oturma gruplarının almaya başladığı yıllardır. Ramazan Bey, “O dönem sektörü hem içeride hem dışarıda iyi izledik ve modüler mobilyanın geleceği olduğunu görerek bu alanda yatırım kararı aldık. ALFEMO bir modüler mobilya üreticisi olarak 1997’de kuruldu ve 98’de üretime başladı.” diyerek ‘doğuş hikâyesini’ kısaca özetliyor.

Türkiye’de geleneksel mobilya üreticisi çok fazla; ancak modülerde fazla üretici yok. Modüler, “klasik mobilyada farklı ve özgün tasarımları içeren, modern mobilya” anlamına geliyor. Panelden üretildiği için panel mobilya da denilen modüler mobilya, modül modül satılabiliyor. Üretimden tasarıma kadar kendine özgü bir tarzı olan ALFEMO alt markalarla da çalışıyor. Şirketin halı markası olan Carpet Land gibi.

MARKA İŞÇİLİĞİ

ALFEMO, 1999’da İtalya ile yaşanan krizden etkilenen ve İtalyan sanılan markalardan. Bunun sebebi, isminin yaptırdığı çağrışım ve ürün yelpazesindeki İtalyan esintileri. Oysa ALFEMO, üzerinde uzun zaman çalışılmış, avantajları ve dezavantajları iyi hesaplanmış ve Türkiye’de görülmemiş bir titizlikle ortaya çıkarılmış bir marka ismi. Ülkemizde marka yatırımı yapan birçok sanayicinin atladığı ayrıntıları hesaplayarak markalarını belirlemiş Davulcuoğlu kardeşler. Ç ve ş gibi uluslararası alanda zorluk çıkaran harfler içeren markalardan çok çeken sanayicilerin düştüğü sıkıntıya düşmek istememişler. Mobilya tüketiminde son kararı kadınlar verdiği için, ismin feminen çağrışımı olması, ağzı doldurması, dış pazarlarda sorun çıkarmaması; ancak doğrudan da yabancı bir isim olmaması, hep inceden inceye planlanmış ayrıntılar. Bütün bu çalışmalar, İstanbul merkezli büyük bir ajansın kontrolünde gerçekleşmiş.

Dünyadaki mobilya pazarının toplam büyüklüğü 250 milyar dolar. Türkiye’deki rakam ise 4-5 milyar dolar civarında; ancak kayıt dışılığın fazlalığı, gerçek rakamların bilinmesini engelliyor. Türkiye’deki pazar büyüklüğünde fabrikasyon üretimin yüzde 50’yi bile bulmaması, bu sektörün en azından yarısının, halen atölye tarzı üretimle yola devam ettiğinin göstergelerinden. Türk mobilyacılar için iyi bir pazar olan Almanya’da kişi başına yıllık mobilya tüketimi 350-400 Avro civarında. Türkiye’deki rakam ise 40-50 Avro. Avrupa’nın satın alma gücü yüksek olmasına rağmen, yaşlı ve doymuş bir nüfus var. Buna rağmen tüketim bizimle kıyaslanmayacak oranda fazla.

EVLİLİK SEKTÖRÜ ONLARDAN SORULUYOR!

Mobilyacıların en ciddi takip ettiği konu, kuşkusuz evlilikler. Hatta bu alandaki istatistiklere bile hâkimler. Diğer bir önemli konu ise gayrimenkul alım ve satımları. Çünkü her yeni ev sahibi, mobilyacılar için potansiyel müşteri. Ramazan Davulcuoğlu hemen kendilerini yakından ilgilendiren istatistiklerden bahsediyor: “Türkiye’de yılda 500 bin evlilik gerçekleşiyor. 2006’da ise bu rakam 600 bini bulacak. Geçen yıl Türkiye’de 1,5 milyon gayri menkul alım satımı yapıldı.”

Davulcuoğlu’na göre bu rakamlar, iç pazar anlamında da Türkiye’nin önünün açık olduğunun göstergesi. Bunlara bir de her geçen yıl büyüyen ‘yenileme pazarını’ eklemek gerekiyor. Çünkü Türkiye’de mobilya değiştirme süresi 5 yıla kadar indi. Mobilya eskisine göre çok daha hızlı tüketilen bir ürün artık. Dış pazarlar ise büyümeye devam ediyor. 2005 yılını 800 milyon dolar ihracat ile kapatan sektörün bu yıl 1 milyar doları aşması bekleniyor.

“Sektörün en önemli sorunu nedir?” denildiğinde ise Ramazan Davulcuoğlu sözü hemen tasarıma ve taklit ürünlere getiriyor. Şu ifadeleri manidar: “Tekstil ve hazır giyimde Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıları bu sektörde de yaşamamak için tasarım çok önemli.” Çünkü tasarım doğru yapıldığında, bu, markalaşma için büyük fırsatlar doğuruyor. Markalaşmak ise satılan malın katma değerinin yükselmesi demek. Mobilya sektöründe halen büyük firmalar tasarım odaklı çalışıyor, hatta bazılarının tasarım ekipleri var. ALFEMO’da ise tasarım ve AR-GE hayati öneme sahip. Bu sebeple AR-GE direktörlüğü kurulmuş.

HAYAT FABRİKASYONA GELMİYOR

İnsanların sürekli farklılık aradığını ve bu ihtiyaçlara en hızlı ve kaliteli cevabı veren üreticinin kazanacağını belirten Davulcuoğlu şöyle devam ediyor: “Fabrikasyon üretim önemli; ama hayat fabrikasyona gelmiyor. İnsanlar farklılık arıyor. Toplumun beklentileri daha farklı artık. Sadece dış pazar değil iç pazarda da farklılaşma önemli bir kavram.” Oysa sektörde halen fiyata dayalı rekabet var; ucuz ürünlerle ciddi pazar kapma yarışı yaşanıyor. Bu da firmaların geleceği adına olumsuz bir gelişme olarak kayıtlara geçiyor.

Davulcuoğlu’na göre sektörün diğer bir sorunu ise KDV oranlarının yüksekliği. Bunu kayıt dışılığı besleyen unsurlardan biri olarak değerlendiriyor. KDV indirimi yapılacak olursa, maliyenin oradan kaybettiği rakamı, kayıt içine alacağı işletmelerle rahatlıkla kapatabileceği görüşünde. KDV yüksek olunca faturasız satış oranı da yükseliyor ve bu durum en fazla işi kitabına uygun yapan üreticileri vuruyor. Geçen yılı 100 milyon YTL ciro ile kapatan ALFEMO, yurtdışındaki mağaza ağını da her geçen gün büyütüyor. İran ve Romanya’da şimdiden 20’şer mağazaya ulaşmış şirket. Sırada ise İsviçre ve Azerbaycan var. Davulcuoğlu, “Yurtdışında hızlı değil; ama sağlam adımlarda mağazalaşmaya devam edeceğiz” diyor.

Aksiyon

Sayfalar: 1 2 3 ... 6

Dekorasyon ve Mobilya Sitemiz Wordpress altyapisini kullanmaktadir.

eXTReMe Tracker