Sandalye

Kısaca bir bakış içinde özetlersek: Milattan Önce 5000 Mısır ve Roma, 10. yy. derken Rönesans 16. ve 17. yüzyıldan itibaren Louis, Tudor, Queen Anny, İngilizlerin Sharaton ve Chependale tasarımları yer almakta idi.

1880’lerde John Ruskin idealizmi içinde “Arts and Crafts”sanatlar ve zanaatlar akımına tasarım dışı taklitlerle ortaçağın köy kökenli mobilyalarını çağrıştırır. 1890’lar Amerikasında dini kökenli Shakers akımı kullanışlılığı ve dayanıklılığı öne çıkarmıştır. Ama pragmatizmi savunan yalınlığı, basitliği asla estetik görüşten kaçınarak başarılmayacağı fikriyle Willliam Morris; eğrisel, bitkisel formları, heykelsi bir güzellikle fonksiyona yansıtan Henry Van De Valde’nin “Art Nauveau” akımında; sürrealist mimar Antonio Gaudi‘de eğriselliğe bir başka tat ve kişilik geliyor.
İskoç mimar Charles Rennie Mackintosh ana motiflerini geometriye (kare, dikdörtgen) endeksliyor. Müthiş Hill Hause sandalyesi böyle doğuyor. Frank Lloyd Wright sandalyede metal borularla endüstri çağındaki ölümsüz yerini alıyor.

19. yy sonunda ısı ve nem uygulanarak buharda döndürülen ahşap formlar ile Michael Thonet’in ünlü sandalyesi ve diğer ürünleri 21.yy’a dek hala vazgeçilmeyenlerin başında yer alıyor. Rahatlığı, güzelliği ve fonksiyonelliği ile birer mucize gibiler.
Hollanda’da ortaya çıkan De Sitil akımı geometrik biçimleri çarpıcı ana renklerle altını çizerek dizayn ediyor. Gerrit Rietvelt’in 1918 “Red and Blue” 1934 kiraz ağacının güzel kızıllığındaki zig-zag çok ünlüdür.

1911’de Walter Gropıus Alman Bauhaus okuluyla endüstrüyel üretimi mobiya ve sandalyeye ulaştırdı. Adeta sandalyenin dönüm noktasını oluşturan bir dönemi başlatmış oldu.
Marcel Breuer’in ünlü “Wassily”, “S” Barcelona Fuarı için tasarladığı koltuğu; Mies Van Der Rohe’nin 1927 çelik boru ve kösele ile tüm formları alt üst edip; formu konfor ve şıklığı ile şaşırtıcı bir halde dengeledi.
Fransız Le Corbusıer çeliği ünlü dinlenme koltuğu ile hayatımıza soktu.
1936’larda Finlandiyalı Aalvar Aalto artık kalıpta ısıyla bükülmüş kontrplakları (laminasyon tekniği) İskandinavya’ya özgü bir yalınlıkla günümüz de bile vazgeçilmez konuma getirmiştir.
1950’ler Charles Eames ABD’de polyester ve metalde oldukça konforlu koltuk ve kanepelere imzasını atıyor.
1968’ler uzay çağı İtalyan Zanotto firması PVC (poli vinil clorür), Pneumatik (şişme sistemler pneu-design) ile Joe Colombo, Verner Panton gibi ünlü tasarımcıların eserleri ile şeffaf bir yumuşama süreci başlamıştır.
Büyük tasarımcılar, idealist, radikal veya reformist tasarımlar; ve dahi insan, ürün, fonksiyon, bileşkesi derken memphis akımı daha duygu yüklü, insancıl ve eylenceli neşeli ürünler getirdi oraya. Pleksiglass, plastik, laminatlarla çocuksu neşeyi ürünlerde hissettirdi. Ettore Sottsass koltuğu bu yeni yaklaşımın en iddialı ürünüdür.
Post modernizm’de Philippe Starck’ın sehpa olabilen sandalyesi “Lola Mundo” William Sawaya tasarımı kösele meetal “tarzan” sandalye, Chi Wing Lo’nun Aro’su geometrik dengenin en çağdaş örnekleridir.
Yine 20.yy’da pirimitizm, naturalizm, art deko ve hatta doğa esintileri ile simetrinin yokoluşu objenin özgürlüğü yepyeni bir akım oluşturdu. Riccardo Dalisi’nin “Pavonesi”si metalin, doğa ile yorumlanışının uyumlu valsini içerir.
Tasarımcı; duygular, esinler, ergonomi, örgütlülük, malzeme, teknolojik gelişme, işlev, nüfus, yeni gereksinimler ışığında üretimci; kolay üretim, kar, taşıma kolaylığı, rekabet, depolama faktörlerini, sosyal olgular, moda, güvenlik ve malzeme bileşkesi ile tüketici ise sosyal olaylar, moda, ekonomi, konfor, değişen gereksinimlerle bileşkesinde ve çevre uyumunda kesişmek zorundadır. Ki gelecek dönemlerde yeni tarz ve akımlar olarak devinimini yitirmeden karşımızda yerini alabilsin.
“Cennet Bulunduğun Yerdir” demiş Voltaire. Bu büyüleyici tasarım ürünlerine sahip olmak büyük bir ayrıcalık, aynı zamanda da büyük bir ekonomik güç gerektirmektedir.
Oysa Thedore Rosovelt’in dediği gibi “Elinde olanlarla, bulunduğun yerde, elinden geleni yap.” Buna benzer bir ilke ile oturma eyleminde yerli tasarım, yerli ağaç ve yerli üretim ile en kaliteli ve en aranılan olmaktaki kararlılığımızla Sandalye Evi’ni ziyaret etmeden karar vermemenizi tavsiye ediyoruz.
Sandalye evi, RE Dizayn’da yüksek İçmimar Egem Uzer, 18 yıllık İçmimari disiplinini büro, otel, restoran, cafe ve bar dekorasyonlarında en iyi şekilde ortaya koyarken; artık imalatın, içmimariyle bileşkesinin verdiği farkı, müşterileri ile paylaşıyor. Son dört yılda 95 otel, bar, cafe ve restoranda, sandalye evi fabrikasının ürünleri kullanıldı. Ayrıca yıllardır 130’dan fazla proje, tasarım ve uygulama ve 500’ün üstünde büro düzenleme çalışması olan firma; projelendirme, tasarım ve uygulamalarına devam ettiği gibi, showroomunda yerli tasarım, yerli ahşap, yerli üretim ısrarından vazgeçmeksizin; ahşabın sıcaklığını en ekonomik ve bilinçli tasarlanmış ürünlerle tüketiciye sunuyor.
Üretimde 100’ün üstünde kollu kolsuz sandalye, 40 civarında masa, 60’ın üstünde lobi koltuk kanape, 80’den fazla bahçe mobilyası şezlong ve çok büyük alanlar için şemsiyeler, kendi dizayn anlayışımıza cauntry tarzı banyo mutfak ve özel alanlar için el dekorlu pentür bordürler, dolap ve raflar yer almaktadır. Tüm bu imalatlar 1. sınıf malzeme ve işçilikle yerli kayın ağacı ve atmosfer şartlarına uygun ithal dış cephe vernikleri ile yapılmaktadır. En iyi ve en kaliteliyi yerli işçilikle sunmaktan büyük bir onur duymaktayız.
Ürettiği koltuk-sandalye-masa imalatları ile hemen hemen altı ayda bir benzersiz projesi ve ayrımsanan konseptleri ile cafe, bar, restoran sektöründe farklı yeni mekanlar kazandıran, RE Dizayn İç Mimari Mobilya Ltd. Şti. 2000’in Eylül ayında açılan Chakra Kitap Cafe ile Suadiye’de, 2001 Ocak ayında Allegro Pizza Grill ile Fenerbahçe’de benzersiz birer örnek oluşturmuştur.
Sandalye evi yerli üretim yapan bir firmadır. 19.yy. nostaljisine bir pencere açmak açısından Thonet tarzında 9 farklı model üretmektedir. Laminasyon tekniği ile kontrplaktan oluşan çok farklı yeni tasarımlar yanısıra kumaş, suni deri fontlu, ip veya hasır örülmüş imalatlar da bulunmaktadır. Katlanabilen osmanlı sandalyesi çağdaş antikayı beğeninize sunmaktadır. Lobi koltukları en mininal ölçülerden en büyük ölçüde seçeneklere sahip. Her kumaş kaplı imalatta kumaş ve deri hatta suni deri müşteriye aittir. Rejisör koltuğu, şejlong ve minderler ham brandadan mevcuttur. Ekru renk güneşin soldurucu tesirlerine oldukça dayanıklıdır.
Tüm masa imalatlarında cilada çizilmezliği sağlayan ithal vernik kullanılmaktadır. Bar masa ve tabureleri yüksek oturma gerektirir, bu nedenle total ayaklı kolçaklı Thonet modeli yanısıra döşemeli veya kontra modeller mevcuttur.
Kanepeler cauntry tarzında, minderli veya monoblok 1. sınıf işçilik ve malzeme ile imal edilmektedir. Yine kumaş müşteriye aittir.
El dekorlu pentür çalışmalı dekoratif bordürler, banyo ve mutfaklar için çok amaçlı dekorlu cauntry tarzı dolap ve raflar mevcuttur.
Bütün imalat 1. sınıf kayın ağacındandır ve naturel, kiraz, tik, ceviz, maun, siyah ve tonları ile 10 farklı renk kartelamız mevcuttur.
Yazlık teras ve bahçe mobilyamız atmosfer etkilerine dayanıklı ithal Sayerlac dış cephe verniğine daldırma metodu ile yapılmaktadır. Naturel ve koyu meşe (antik ceviz) olmak üzere 2 renge sahiptir. Minimum 250 çaplı yada 250×250 kare formdan başlıyarak 450X450 ve 2 bumlu , üç bumlu örnekleri ile çok büyük miktarda m2’yi gölgeleyebilen şemsiyeler, 2 kişilik salıncak, servis arabası, servis sehpası tekerlekli çamaşırlık, havluluk, magazinlik mevcuttur. İmalatlar Kemerburgaz’daki 1000 m2’lik 50 işçinin çalıştığı butik bir fabrikada gerçekleşmektedir.

Kaynak: Mobilyaonline.net

Teka Mutfak Fuarına Katılacak

Mobilya ve dekorasyon sektörünün 80 yıllık deneyime sahip mutfak teknolojisinin öncü firması Teka, Ahşap Mutfak ve Banyo Mobilyası Sanayici ve İthalatçıları Derneği (MUDER) ve TÜYAP işbirliği ile düzenlenen, “7. Ahşap Mutfak, Banyo ve Ankastre Cihazlar Fuarı”na katılıyor.

Fuar Nisan ayında TÜYAP Beylikdüzü Fuar Merkezinde gerçekleşecek.

Mutfak ve banyo mobilyasında son tasarımların ve ankastre cihazların yanı sıra mutfak ve banyoyla ilgili çok geniş bir yelpazede pek çok ürünün tüketiciyle buluşacağı Mutfak 2007 Fuarında Tekada eşsiz ürünleriyle yerini alacak.

Sektörün en deneyimli firmalarının katıldığı fuarda Muderin bir üyesi, mutfak teknolojilerinin dev firması Teka, ankastre cihazlar bölümünde, 216 m2lik alanda yüksek kaliteli ürünlerini sergileyecek.

İki yılda bir düzenlenen, sektörün en önemli ve büyük fuarlarından biri olan “Mutfak 2007”ye katılacak olan Teka tüm ziyaretçileri ürünlerini sergileyeceği alana bekliyor.

İzmir’de Fuar

İzmir’de 11 ve 15 Nisan tarihleri arasında dev bir fuara daha ev sahipliği yapılacak.

Kültürpark’ta, bu yıl 18’incisi düzenlenecek ‘’Mobilya, Dekorasyon, Ev ve Büro Mobilyaları Fuarı (MODEKO)'’ açılacak. Toplam 160 firma katılacak.

Libya, Yunanistan, Bulgaristan, İran, Suriye, Fas, Sırbistan, Hırvatistan ve Makedonya’dan yaklaşık 500 kişilik alım heyeti gelecek. 11.00- 21.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek. Hedef, 50 bin katılımcı.

Organizasyonu düzenleyen Efor Fuarcılık’ın genel müdürü Nuray Eyigele, ‘’Sektörün 2004’te 433 milyon olan ihracatı, 2005’te 850 milyon, 2006’da da 1 milyar doları aştı. Bu başarıda sektörün yeniden yapılanması kadar fuarcılık çalışmalarının da büyük rolü oldu'’ diye konuştu.

Mobilyacılar Odası Başkanı Mustafa Kara da ihracata en yakın sektörler arasında yer aldıklarını dile getirdi. Kara, ‘’Sektör, fuarlara katılım açısından merkezden değil de bürokrasiyi kaldıracak şekilde yerelden desteklenirse belki de yıllık 10 milyar dolar ihracat sağlarız'’ dedi.

Metrocity de Yaşam

İstanbul Levent’teki Metrocity; biri ofislere, ikisi konutlara ayrılan üç kuleden oluşuyor. Yüksel Yapı Yatırım tarafından 180 milyon dolar harcamayla inşa edilen kompleks her türlü lüksü barındırıyor.

Lüks yaşam
Şehrin ortasında konforlu ve rahat yaşam sunan dev kompleks Metrocity’de; büyüklükleri 121 ile 302 metrekare, fiyatları ise 350 bin ile 1 milyon dolar arasında değişen toplam 203 lüks daire bulunuyor.

Çekim merkezi
Kompleksin kentte yeni bir yaşam ve alışveriş üssü oluşturacağını hatırlatan Yüksel Yapı Yatırım Genel Müdürü İrfan Özbil, “İstanbul farklı bir çekim merkezine kavuşacak” diye konuşuyor.

Spor ünitesi
Metrocity’nin blokların altındaki dev çarşısında ise, bünyesinde kapalı yüzme havuzundan tenis kortuna, fitness salonundan saunaya kadar bir çok üniteyi barından spor merkezi de bulunuyor.

Binanın özellikleri

* Havayı temizliyor
Kirli havayı iki kez filtre edip temizleyerek içeri alan özel havalandırma sistemi var.

* Kesinti dert değil
Soğutma hariç tüm elektrik ihtiyacını karşılayan jeneratör kesintileri sorun olmaktan çıkarıyor.

* 24 saat doktor
Sürekli aile hekimliği ve depremden yangına her durum için ilkyardım hizmeti sunuluyor.

* Zevke göre dekorasyon
Dairelerde kullanılan malzemeler konut sahibinin zevk ve ihtiyaçlarına göre şekillendiriliyor.

Sabah

Dekorasyon Dergileri Tanıtım

Bu başlıgımızda Maison Française dergisindeki 2007 mart ayı konularından kısaca kesitler veriyoruz. Dergiyi almanızı kesinlikle öneririz cok güzel konulara deginilmiş.Maison’da bu ay, en yeni trendler, en yeni markalar, en yeni mekanlar, en güzel parti önerileri, en güzel koleksiyonlar, çok farklı kültürlerden yansıyan evler, sergi- fuar haberleri ve tam üç adet ek sizleri bekliyor.

Size ilham verecek tasarımlar ve temaları, Paris Maison&Objet Fuarı, Köln Mobilya Fuarı, Milano MACEF Fuarı, Frankfurt Heimtextil Fuarı, Frankfurt Ambiente Fuarı, Hannover Domotex Fuarı, Frankfurt Christmasworld Fuarı, Paris Mobilya Fuarı ve Stockholm Mobilya Fuar’larında yer alan en son trendleri, Trends 2007 ekimizde bulabilirsiniz.
Salondan yemek odasına, mutfaktan banyoya, bahçeden balkona, genç odasından çocuk odasına kadar evinizde sizlere fikir veren ipuçları İdeal Ev ekinde sizleri bekliyor.
Bu ay derginin içinde yer alan Amerikan eki ise, sizleri ülkenin tasarımcıları ve markalarıyla buluşturuyor.

..:: ::

Farkında olmanın farkı
Galatasaray’da yeni bir mağaza keşfettik. Adı: Chic. Güncel moda dışında giysi ve aksesuarlar bulabileceğiniz bu adresin projesi iç mimar Melis ve Sinem Kurultay kardeşlere ait. Melis ve Sinem’in en büyük farkı, ne istediklerinin ve ne yaptıklarının farkında olmaları. Kısaca onlar farklılar ve farkındalar…

..:: ::

Paul Smith, Paris’te yeni evinde
Yıllardan beri zarif bir neşeyle, ölçülü bir mizahla karıştırmayı başaran İngiliz tasarımcı Paul Smith’in yeni mağazasına hoşgeldiniz!

..:: ::

Yüzey oyunları
Mobilyaları değiştirmeden, sadece yüzeylerle oynayarak dekorasyonda farklılık yaratmak moda. Kanepe kumaşını değiştirmek en kolayı. Ama masanızı ayna kaplamaya, sandalyeleri patine edip, elmas mekanlar yaratmaya ne dersiniz?

..:: ::

Şehrin ortasında aydınlık çatı katı
Nişantaşı’nda konumlanan 70 metrekare büyüklüğünde tek kişilik yaşam alanı, yeşil terası ve asma katı ile sürpriz bir dekorasyona sahip. Küçük alanda büyük bir etki yaratan bu mekanın altındaki imza ise yüksek mimar Brigitte Weber’e ait.

..:: ::

Çingene ruhum benim
Aynı tarzlar içine sıkışmış mekanları unutup sıradışı bir çizgiyi takip etmekten korkmayanlar. Biraz oradan biraz buradan çaldığı detayları yorumlayarak kendi ruhunun bol çiçekli, kıvrımlı, işlevi, gürültülü, göçebe ve karmaşık yönünü dışavuranlar. Sözümüz size…

..:: ::

Beyaz ve şeffaf ev
Objeleri farklı amaçlarla kullanan Fabrice Diomard’ın evinde kendimizi mekanın ferahlığında kaybediyorsak, bunun nedeni dekorasyona yön veren ev sahibinin özellikle yaptığı küçük hileleridir. Işığı bir prrofesyonel gibi kullanıp mekana röfleler vermesi, sade renkler ve cam objeler kullanması onun uyguladığı başlıca hünerler olmuş.

..:: ::

Dengeli sentez
Modern çizgiler, antika eşyaların nostaljik ruhuyla buluşarak hareketleniyor. İki farklı zamanın dekorasyon anlayışının bir arada nefes aldığı, düz hatların tarihi kıvrımlarla tamamlandığı mekanlar yepyeni sentezlere ayna tutuyor.

..:: ::

Doğal karmaşa
Tasarım gurusu ve peyzaj mimarı Binny Hudson, seyahat ve koleksiyon tutkusunu fotoğraf sanatına hayranlık duyan eşi Graham ile paylaşıyor. Çiftin Londra’da konumlanan Provence tarzı evleri, yılların eşsiz hatıralarını ve değerli antikaları sevgiyle barındıran göz kamaştırıcı bir kent mekanı.

..:: ::

Bahara pastel giriş
2007 İlkbahar-yaz sezonu için sunulan renk skalaları arasında lime rengi, elektrik mavisi ve beyaz yeni bir üçlü yaratıyor. Bu renkleri İskandinav tarzı, yuvarlak hatlı mobilyalar ve düz formlu, yalın detaylarla birleştirerek bahara taptaze, güneşli ve sıcacık bir geçiş yapabilirsiniz.

..:: ::

Yaşama sanatı
Naz ve Kaya Pensoy çiftinin Beykoz Konakları’ndaki evlerini modern yaşamı eskiye ait farklı kültürlere özgü objeler süslüyor. Üç kişilik yaşamın yaratıcı çözümleri, sürpriz malzemeler ve alışılmadık kullanım şekilleri ile ortaya çıkan ev de çağdaş ve modern bir tarz sergileniyor.

..:: ::

Cesur yürekler için Gotik&Barok
Gizemli Gotik ve teatral Barok, bildik dekorasyon kurallarını altüst eden iki güçlü stil. İhtişam, lüks ve gizem Orta Çağın bu iki yorumunda birleşiyor. Anahtar kelimeleri koyu renkler, altın, ürkütücü iç mekanlar ve keskin hatlar. Mart sayımızda Gotik ve Barok, cesur yüreklere göz kırpıyor…

..:: ::

Aklın ve ruhun yansıttıkları
Tarabya’da dört kişilik bir yaşama geçişin mutlu ve heyecanlı hikayesi. Aroyo çiftinin evleri, KG Mimarlık ortaklarından yüksek mimar Gürhan Bakırküre’nin işlevsel çözümleri ve sanatsal bakışı ile yaşama hazır.

..:: ::

Evime bahar geldi!
Geçtiğimiz iki ay boyunca Avrupa’nın en iyi dekorasyon ve tasarım fuarlarının trend bombardımanı altındaydık. Görünen o ki, yeni mevsime girerken evlerin kimliği de iyice zenginleşiyor. Gökkuşağı etkisinin hükmettiği, fluoresan renklerin göz kamaştırdığı, enerji yüklü bahar evlerinin ortak lisanı metalik efektler, iri desenler ve floral cümbüş… Karnavala dahil olun!

..:: ::

Her odada parti var!
2007 evi sevdiklerimizle buluşma sahnemiz olurken, eğlenceye, partiye, kutlamaya doyuyoruz. Öyle ki evin her odası bu neşeli havaya farklı şekillerde katılıyor. Trend uzmanları 70′lerin sonlarındaki pop akımından 80′lerin ortasına uzanan disko imgelerini bugünün iç mekan senaryolarına dahil ederken, biz de bu iyimser, ışıltılı, yoğun, elektriği ve enerjisi yüksek görüntülerin keyfini çıkarıyoruz. Sebep yok, parti var!

..:: ::

Gökyüzü üzerimizi örterken
Yüzünü Beyoğlu’nun gizli mimari güzelliğine dönmüş tarihi yapının birinci katındayız. Didem Çapa’nın yeni ofisinin gökyüzüne açılan bu muhteşem terasında hazırladığımız davet köşelerine, geçmişin pek çok izi eşlik ediyor. Ve bir de kumrular

..:: ::

Doğunun altın çağı
Çin stili, sakin ama bir o kadar da sıcak mekanları tercih edenler için güçlü bir alternatif oluşturuyor. Kırmızı-siyah kombinasyonu, lake yüzeyler, dini figürler ve koyu renk ahşap bu stilin anahtar kelimeleri. Doğunun mistisizmini yaşamak için, bu dekorasyon kodlarını çözmeye hazır mısınız?

..:: ::

Koleksiyon yapıyorum!
Koleksiyon yaparken en önemli kural araştırmalı, okumalı, görmeli, dokunmalı ve seçici olmalısınız. Bu da koleksiyon yapmanın apayrı bir keyfi. Bu keyfi yaşayanlardan öğrendik ki birikenler aslında objeler değil, kültürler, tarihten kesitler, anılar ve duygular…

Home Life Mobilya Dekorasyon Aksesuar Firması

Garden Life, 1992 yılından beri bahçe mobilya ve aksesuarları denince akla gelen ilk isim olarak yıllardır kalite, estetik ve müşteri memnuniyetinden ödün vermeden sektördeki liderliğini korurken, kardeş kuruluşu olan Home Life ise 1999 yılından beri klasik iç mekan mobilya ve aksesuarları konusunda kendi grubunda farklılığını ve vazgeçilmezliğini sürdürüyor.

Amerika ve Avrupa’nın dünyaca ünlü firmalarının tasarımları arasından büyük bir titizlikle seçim yaparak oluşturduğumuz Home Life’ın seçkin koleksiyonunu, her yıl kalite ve şıklığından taviz vermeden yenileyerek sizlerin beğenisine sunuyoruz.

Kişiye ve mekana özel hizmet anlayışı ile “yaşayan mekanlar” oluşturan Home Life’da, klasik ve neo klasik tarzdaki şıklık ve aynı zamanda rahatlıklarıyla öne çıkan mobilyaların yanı sıra dekorasyonunuzu tamamlayıcı ürünler olan kumaş ve vinil duvar kağıtları, ipek döşemelik ve perdelik kumaşlar, porselen, cam ve kristal objeler, varaklı aynalar, tablolar, aydınlatma elemanları ve daha yüzlerce çeşit aksesuar bütün uyumu ile iç içe sergilenmektedir.

Home Life’da kendi bünyemizdeki uzman iç mimar kadromuzla anahtar teslimi dekorasyon projelerine de imza atarak, perde dikiminden restorasyona kadar proje ve uygulama desteği veriyoruz.

Hala ilk açıldığımız günkü heyecanımızı duyarak siz değerli dostlarımıza daha iyi hizmet verebilmek amacıyla, sayısı her geçen gün artan showroomlarımızda koşulsuz ve sınırsız müşteri memnuniyeti anlayışıyla “hep daha ileriye” gitmek üzere çalışıyoruz.

Home Life Suadiye ve Ulus mağazalarının yanı sıra yurt dışında da Kazakistan (Almaata) ve Ukrayna’daki (Kiev) showroomları ile kısa sürede aynı başarıyı yakalamanın haklı gururunun verdiği şevk ve sizlerin memnuniyetinden aldığımız güç ile yeni hedeflere doğru ilerleyeceğiz.

Bu yolda bize eşlik etmeniz dileğiyle…

HİSTAŞ A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı Yönetim Kurulu Başkan Yrd.
Kamil ÇAMBOL Ferhan ÇAMBOL

Referansları:

A&B HOME HOTEL (FETHİYE/MUĞLA)
ABANT PALACE (ABANAT/BOLU)
ACAPULCO TATİL KÖYÜ (KIBRIS)
ADANA HİLTONSA OTELİ
AKÖZ TURİZM İNŞ. SAN. TİC. A.Ş.
ALARA TURİZM CENTER
ALKENT 2000 KONUTLARI (İSTANBUL)
ATTELIA TATİL KÖYÜ (BELEK/ANTALYA)
BECEREN OTEL (ULUDAĞ/BURSA)
BOTANİK OTEL (ALANYA/ANTALYA)
CLUB ALİ BEY TATİL KÖYÜ (MANAVGAT/ANTALYA)
CLUB ALDIANA SARIGERME (ORTACA/MUĞLA)
CLUB ANASTASIA (MARMARİS/MUĞLA)
CLUB KARDIA (ÇEŞME/İZMİR)
CLUB HOTEL SURF (ALANYA/ANTALYA)
CLUB ROBINSON PAMFİLYA (BELEK/ANTALYA)
ÇAMYUVA TURİZM YATIRIMLARI (KEMER/ANTALYA)
ÇENGELKÖY EVLERİ (İSTANBUL)
DAUM BEACH OTEL (FETHİYE)
DİVAN BRASSERİE (KALAMIŞ/İSTANBUL)
DİVAN PALMİRA OTEL (GÖLTÜRKBÜKÜ/BODRUM)
DİVAN OTELİ (TAKSİM/İSTANBUL)
ECESARAY MARİNA OTEL (FETHİYE/MUĞLA)
FAME RESİDENCE OTEL (KEMER/ANTALYA)
FENERBAHÇE D/G KOMUTANLIĞI (FENERBAHÇE/İSTANBUL)
GAMA ENDÜSTRİ A.Ş. (ANKARA)
GRAND AZUR TESİSLERİ (MARMARİS)
GARANTİ YATIRIM TURİZM A.Ş.(İSTANBUL)
HILLSIDE MA BICHE OTEL (KEMER/ANTALYA)
HOTEL SUN ZEYNEP (BELEK/ANTALYA)
HOTEL GOLDEN DOLPHIN (MARMARİS)
HOTEL CARTOON (TAKSİM/İSTANBUL)
HOTEL GOLDEN LOTUS (KEMER/ANTALYA)
KALKAN REGENCY OTEL (KALKAN)
KAYA TURİZM KOMPLEKSİ (BELEK/ANTALYA)
LARES OTEL (BELEK/ANTALYA)
LETOONIA GOLF RESORT (ANTALYA)
LETOONIA GOLF RESORT (FETHİYE)
LİKYA EVLERİ (KALKAN/KAŞ)
MAGIC LIFE BELPARK (BELEK/ANTALYA)
MAGIC LIFE DER CLUB (BODRUM)
MARMARİS MARTI OTEL
MARMARİS PARK OTEL (MARMARİS/MUĞLA)
MERCEDES BENZ DİNLENME TESİSLERİ (AKSARAY)
MİMOZA APART OTEL (BODRUM)
MODA DENİZ KULÜBÜ (İSTANBUL)
TONER MİMARLIK
NOBILIS GOLF RESORT HOTEL (BELEK/ANTALYA)
OFO İNŞ TUR. A.Ş.
OTEL BELCEKIZ (FETHİYE)
ORION YATÇILIK (GÖCEK/FETHİYE)
ÖZKAYMAK OTEL ( KEMER/ANTALYA)
PARKSA HILTON (İSTANBUL)
PARK ORMAN TUR. YAT. TİC. A.Ş. (İSTANBUL)
PEGASOS OTEL (BELEK/ANTALYA)
PHASELIS ROSE HOTEL (TEKİROVA/ANTALYA)
PIRATE’S BEACH CLUB (TEKİROVA/ANTALYA)
PRINCESS ARTEMISSIA (BODRUM)
RAKKAS RESTAURANT (CADDEBOSTAN/İSTANBUL)
RENAISSANCE RESORT HOTEL (KEMER/ANTALYA)
RIXOS HOTEL (ANTALYA)
ROBINSON CLUB ÇAMYUVA (KEMER/ANTALYA)
ROBINSON NOBILIS GOLF CLUB (BELEK/ANTALYA)
ROBINSON CLUB SELECT MARES (MARMARİS/MUĞLA)
ROBINSON CLUB PAMFİLYA (MANAVGAT/ANTALYA)
SABANCI CENTER KULELERİ (4.LEVENT/İSTANBUL)
SETUR MARİNA (KALAMIŞ/İSTANBUL)
SEA GARDEN HOTEL&VILLAGE (BODRUM/MUĞLA)
SHERATON VOYAGER (ANTALYA)
SİDE TATİL KÖYÜ (SİDE /ANTALYA)
SÜRAL HOTEL (ANTALYA)
STARBUCKS CAFE (SUADİYE/İSTANBUL)
SWISSOTEL (İSTANBUL)
TATKÖY YATIRIM TURİZM TİC. A.Ş. (KEMER/ANTALYA)
TMT OTEL (BODRUM)
TÜRKMENBAŞI OTEL (TÜRKMENİSTAN)
WOW BODRUM BEACH CLUB HOTEL (BODRUM/MUĞLA)
WOW ANTALYA HOTEL (ANTALYA)
YÜZEVLER RESTAURANT (ETİLER/İSTANBUL)

Adres Bilgileri:

YUKARI DUDULLU ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ 1. CADDE NO:6 34776 ÜMRANİYE-İST.

Tel: (0216) 540 43 00 (PBX)

Fax: (0216)540 43 10 (PBX)

Kapı ya gelmeden eşikten geçmek

Siz siz olun, düzayak evden şaşmayın.. Ben ben olamadığım için düzayak evden şaştım.. O günden beri de “Il Postino” gibi dolanıp duruyorum..

Yazarın Notu: “Il Postino” bizdeki “postacılık” mesleğinin İtalyanca muadili.. Şu günlerde üzerime kendimi entel gösterme gayreti bastığından (sebebini sonra anlatırım) yazının içine böyle laflar serpiştirmek iyi oluyor..

Cep telefonu icat oldu olalı “postacılık” mesleğinin havası kaçtı ama ben gelenekleri sürdürüyorum sanki..

***

Önce aydan aya yayınlanıp, ev kadınlarının fikrini şaşırtan “Ev dekorasyonu” dergileri aklımı çeldi.. Bunlar durup durup “İstanbul’da yaşanacak mekanlar..” diye yazı dizileri yapar..

Zengin takımının evlerini, bahçelerini fotoğraflayıp, ahaliye “Böyle bir evde oturmuyorsanız bir hiçsiniz..” duygusunu telkin ederler..

Nasıl becerirler bilmem ama ederler..

Var mı bizimki gibisi..

Zengin ev sahibeleri bunların gelip, fotoğraf çektireceğinden haberli olduklarından önceden hazırlanırlar.. Gidip pahalı ve marka satan mağazalardan “fotoğraf çekimlik” fistanlar alırlar..

Sonra kuaföre koşturup kafalarına şekil yaptırırlar.. Saçları düz olan kıvırcıklaştırıp, kendini Dağlıca koyununa benzetirler.. Saçları kendiliğinden tiftik keçisi kıvamında olanlar da fön çektirip, düzeltirler..

Tırnak bakımı neyim de tamamlandıktan sonra “Ev dekorasyon” dergisinin muhabirleri eve kabul edilir..

Ev sahibesi evin nasıl yapıldığını, nasıl döşendiğini filan anlatır.. Foto muhabirinin isteği üzerine evin en pahalı mobilyasının üzerine kıçını yan koyarak oturup poz verir..

Sonra bahçeye çıkarır.. Bahçe mobilyaları üzerinde aynı pozları verir..

Sanki kışlık biber kurutacakmış gibi mutfağa girer, bir rulo film de oradan harcatır..

Eğer duvarlarda pahalı bir tablo varsa onun da altında mutlaka poz verilir.. Zengin takımı arasında Osmanlı döneminden kalma hattı, fermandı, adi yazışmaydı; eski yazıyla olduktan sonra ne olursa olsun, moda olduğundan evde böyle birşey de mutlaka vardır..

Bir poz da orada vermek icap eder ki işin en ince tarafı budur..

***

Evlere asılan Osmanlı’dan kalma hat ya da fermanlarda ne yazıldığını kimse bilmez.. Önemli olan o eski yazı nesnenin eve gelenlere “Haaaa! bunların kökü demek taaa Osmanlı’ya dayanıyor..” duygusu vermesidir..

1950′lerin sosyetesi bu işi eski paşa resimleri ile hallederdi.. Uyanık İstanbul esnafı bu işin de tezeğini çıkardığından şimdi rağbet hatlara veya fermanlara..

Ben İstanbul’da zengin takımının bu egosuna çare olacak kişilerin türediğini biliyorum.. Bir kere daha yazmıştım..

Ustalıkla eskitilmiş, geçen yüzyıldan kalma süsü verilmiş parşömenlerin üzerine Celi Divani tarzı ile bir metin yazıp üzerine de tuğra işlediler mi tamam..

Deden, Sultan Hamid rahmetlinin son yıllarında Çengelköy bostanlarından birinde bahçevan da olsa göğsünü gere gere evine asabilirsin..

İçinde ne yazıldığı ise hiç önemli değil.. Hani cahil köylüye nefes verip, üfürükçülükle parasını sızdıran niyeti bozuk cer hocalarının haptığı gibi..

Eski yazı bilen biri merak edip bu muskalardan birini açmış.. İçindekini okumuş:

- “Bre mel’un sıtma.. Ahmet Efendi’yi tutma.. Tutarsan da bırakma..”

Al sana bir ferman!

Bizimkilere kakalanan sahte fermanlardan bazılarının düzeni de bu bapta gider.. Adamın parasını almakla yetinmeyen düzenbaz hattat bazen müşteri ile kafa bulup, aradaki maddi farkın acısını çıkarır..

Misafir olarak gittiğim şık evlerden birinin duvarında mahçup mahçup duran bir ferman görmüştüm.. O sayede düzmece fermana avuç dolusu para verenlerle nasıl kafa bulunduğuna tanık olmuştum.. Sözde fermanın bir yerinde şöyle yazıyordu:

- “Avarız cem’ine gidenlere muhkem tembih eyleyesin ki defter mucebince alup reayadan ziyade akça almasunlar..”

Yani ferman “rüşvet aldığından kuşku duyulan” kullardan birine gitmiş.. Zaten başka bir yerinde de “Rüşvet almaktan gayet hazer eylen..” denilerek açıkça ifade edilmiş..

Özetle sahte ferman “rüşvetin belgesi olur mu a pezevenk!” özdeyişine nazire yaparcasına hazırlanmış..

Ev sahibi; duvarına astığı bu fermanın dillerine aklı ermediğinden, dergi muhabirine önünde poz verdiğinde; sanki Ulubatlı Hasan’ın torunuymuş gibi kasılabilir..

Havaya girmenin kendisine bir zararı olmaz.. Daha çok, benim gibi o dergilere takılıp, durduk yerde rahatını kaşıyanlara zararı dokunur..

***

Bugüne kadar zengi evini ziyaret edip de yazısına “Pazarda, panayırda ne bulduysa evine atmış.. Ölü şeyine pamuk tıkar gibi tıkıştırmış.. Ev mi gezdik Cukurcuma’da müşteri bekleyen bir antikacı dükkanı mı belli değil..” diye başlayan bir muhabire rastlamadım..

Onlar da haklı.. Böyle bir şey yapsalar, o saatten sonra hiçbir zengin evinin kapısı yüzlerine açılmaz..

O sebepten “evin tasarımında gelenekler öne çıkarılırken, oturulan tarihi semtin dokusuna da uyum sağlanmak istenmiş..” gibi ne manaya geldiği belli olmayan laflar edilir..

Böyle laflar da benim gibi gel git akıllıların kuyruğunu düğümler..

Kendi başına kalkıp, düzayak bir apartman dairesinden kurtulma operasyonu düzenler.. Kurtulmak yetmez, bu kez de dergilerin aklına uyup ev döşemeye kalkar.. Bilinen bütü dekorasyon tekniklerinin üzerine tüy dikip, seyrine bakar..

“Akıl olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta..” lafı benim gibiler için söylenmiştir ki yerim bitmeseydi sebebini anlatırdım..

Selahattin Duman

Datça’da Dekorasyoncu

Şirin ilçemiz Datça ‘da bar ve restoran açmayı planlayanlara, ev ve bahçesini dekore etmek isteyenlere rehber olmak için Datça’da yeni bir ‘dükkan’ açıldı
Muğla’nın yeni gelişmekte olan tatil yöresi Datça, ev ve bahçenizi baştan aşağı dekore edebilecek yeni bir ‘Dükkan’a kavuştu. Datçalıların, bugüne dek ilçe dışından giderdikleri dekorasyon ihtiyacına cevap veren mağaza, yörenin yeni tatilcilerine de değişik dekoratif seçenekler sunuyor. Bahçe mobilyalarından otantik yazlık ev mobilyalarına, ev aksesuvarlarından mutfak ve banyo sistemlerine kadar her türlü ürünü bulabileceğiniz Dükkan, dekoratif inşaat malzemelerini de temin edebileceğiniz bir yer. Kapı kulpları, ray sistemleri sipariş üzerine buradan sağlanabilir.

Dekoratif eşyaların kökeni ise Fransa, Hindistan, Bali, Özbekistan ve Türkmenistan’a kadar uzanıyor. Yerel kumaş ve dokumalardan yapılan özel ürünler, İznik ve Kütahya seramikleri, İçel kilimleri, Gaziantep bakırları da ev ve bahçelerinizin özel dizaynına göre dekorasyonu tamamlayabileceğiniz ürünler.

ŞARAP TANITIMI
Sayfiye yerinde açmayı planladığınız bar ve restoranlar için de dekorasyon desteği alabileceğiniz adres yine bu Dükkan. Buranın bir özelliği de Melen şaraplarının tanıtım standını bulundurması, satışı da yapılıyor.

Adres: Halil Aşkın Cad. No: 2 Datça, Tel: 0 252 712 00 64.

Ev Dekorasyonunda Fuarlar

Yeni bir eve taşınıyorsunuz ya da evinizin dekorasyonunda bir takım değişiklikler yapmak istiyorsunuz… Karşınızda öyle çok alternatif var ki. Artık, eskisi gibi yabancı ev ve dekorasyon dergilerine, Avrupalı firmaların kataloglarına bakarak iç geçirmiyoruz. Çünkü ülkemizde, ithal ve yerli birçok markanın ürünleri, zengin bir çeşitlilik içinde sunuluyor.

3-6 Haziran arasında, TÜYAP’ta düzenlenen “Ev Dekor Fuarı”nda bu durum bir kez daha gözler önüne serildi. Farklı ülkelerden yaklaşık 200 firma ve mümessilliğin katıldığı fuarda mobilyadan aydınlatmaya, perdelik ve döşemelik kumaşlardan yatak takımlarına, aksesuardan bahçe malzemelerine kadar her türlü dekoratif ürünü görmek mümkündü.

Geçtiğimiz günlerde Nişantaşı’nda açılan “Ka International” mağazasında da, döşemelik kumaş, kanepe, koltuk, sandalye ve puf çeşitlerinin yanı sıra perde, yastık, yatak örtüsü ve geri kalan tüm ev tekstil ürünlerinin yer aldığı geniş bir ürün yelpazesi sunuluyor. Ka International’de yer alan ürünlerin üretimleri, Barcelona ve Valencia’daki fabrikalarda gerçekleştiriliyor.

Farklılığın sırrı
Evini dekore eden herkesin ortak kaygısı “farklılık”tır. Yaşadığınız mekanın “size ait” görünmesini sağlarsanız, farklılığı yaratmış olursunuz.

* İlk olarak edinebildiğiniz tüm dekorasyon dergilerini (Home Art, Vizyon Dekorasyon gibi) karıştırın. Ardından mağazaları dolaşın. Edindiğiniz fikirler sonucu, en uygun alışverişi yapabilir, hatta zevkinize uygun tasarımları özel olarak yaptırabilirsiniz.

* Eğer mekanınız çok büyük ya da küçük olması, işinizi zorlaştırabilir. Bu durumda “işin ehli” birilerinden fikir almanızda yarar var. Küçük bir mekanda yaşıyorsanız, her köşeyi en iyi şekilde değerlendirebilmek için düşünüp taşınmalısınız.

* Oturma grubunuzun hepsini tek bir mağazadan, takım halinde almak zorunda değilsiniz. Farklı mağazalarda beğendiğiniz koltuk ve kanapeleri; bit pazarında gördüğünüz şık berjerlerle ya da sallanan bir koltukla birlikte kullanabilirsiniz. Aynı şekilde ahşap ve ferforje, ya da metal ağırlıklı mobilyaları da kombinlemeniz mümkün.

ESRA ÖZ - Sabah

Alaçatı Dekorasyonu

Moda kavramı sadece giydiğimiz kıyafet, kullandığımız eşya ya da dinlediğimiz müzikle sınırlı değil. Artık her şeyin bir modası var. Tatil mekanları da buna dahil. Bu yılın moda tatil beldesi ise Alaçatı. Üstelik bu yıl açılan otel ve restoranlar son 5 yılda açılanların neredeyse iki katı. Eskiden sessiz sakin bir yer olan Alaçatı’da artık haftasonlarında yürümek bile zor… İzmir’e 70 kilometre uzaklıkta bulunan Alaçatı, yanı başındaki Çeşme’yi bu yıl geride bırakmış gibi görünüyor. Daha birkaç yıl önce Alaçatı’nın adı bile bilinmezken insanların akınına uğrayan Çeşme ise bu yıl sakin bir dönem geçiriyor. Peki Alaçatı’nın özelliği ne? Eskiden neredeyse sadece sörf tutkunlarının bildiği bu saklı cennette ne değişti? Görünen o ki taştan yapılmış gösterişten uzak butik otelleri, kafe ve restoranları burayı popüler hale getirdi. Ancak bu yıl yaşanan turist akınının artmasını istemeyen ve Alaçatı’nın otantik yapısının bozulmasından korkanların sayısı da hayli fazla.

TÜTÜNCÜLÜKTEN TURİZME
Yaklaşık 20 yıl öncesine kadar tütüncülükle geçinen Alaçatı halkı artık turizmden para kazanmaya çalışıyor. Denizden yaklaşık 2-3 kilometre içerde bulunan Alaçatı, uzun yıllardır sörfçülerin cenneti. Çünkü dünyanın rüzgar sörfü açısından en önemli yerlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sörf meraklılarının yaklaşık 10-15 yıl önce keşfettiği Alaçatı sahilleri bugün sadece deniz, kum, güneşten yararlanmak, yöreye özgü yemekleri tatmak ve bunları gürültüden uzakta yapmak isteyen tatilcilerin de gözdesi. Birkaç yıl önce çok az sayıda butik otelin ve kafenin dışında mekanın bulunmadığı Alaçatı’da şimdi 50′ye yakın işletme var. Bunların yaklaşık 30′u bu yıl hizmete girmiş. Alaçatı’da açılan mekanların yarıdan fazlası kadınlar tarafından işletiliyor. İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerden gelip buraya yerleşen mekan sahipleri de azımsanmayacak oranda. Bunların yanı sıra Alaçatı’nın popülaritesinin artmasıyla birlikte, özellikle bu yıl sadece sezonluk hizmet veren profesyonel işletmeler de açılmış. Ancak Alaçatılılar’ın çoğu sezonluk işletmeleri istemiyor ve sadece para kazanmak için açılan bu mekanların Alaçatı’nın bozulmasına yol açabileceği endişesini taşıyor. Alaçatı Koruma Derneği üyeleri de herkese mekan açma izni verilmesinden yana değil. Dernek Başkanı İbrahim Topal, yerli halk ile sonradan gelip yerleşenlerin Alaçatı için birlikte çalışmasından yana: “Kaz Dağları’ndaki köylerde artık yerliler kalmadı, dışardan gelip yerleşenlerin açtığı işletmeler var. Biz böyle bir şey istemiyoruz. Her şey butik olsun istiyoruz. Butik otel, butik kafe ya da butik tarım… Doğal olan korunsun istiyoruz.” Koruma Derneği üyelerini gözlemlediği bir başka şey de eskiden hiç görmedikleri dilencilerin bu yıl bu bölgeye dadanmış olması. İnsanlar hala kapılarını kilitlemeden güven içinde yatabiliyorlar. Ancak bir yıl sonra aynı güven ve huzur ortamının kalıp kalmayacağından emin değiller. Kontrollü bir gelişme yaşansa da bu tip şeyleri cazibe merkezi olmaya başlayan bir yerde engellemek kolay değil. Taş ve cumbalı evleri, arnavut kaldırımlı dar sokaklarıyla ünlü beldede hemen hemen tüm mekanlar dekorasyon dergilerinden fırlamış gibi. Maviye boyanmış balıkçı köylerine özgü tahta masa ve sandalyeler, kenarları yöreye özgü işleme ve dantellerle bezeli beyaz masa örtüleri, renkli kapı ve pencere çerçeveleri, salkım saçak sarmaşıklarla donatılmış mekanlar neredeyse bir karpostal güzelliğinde. Alaçatı’ya özgü bu konsept aile işletmelerinde daha da göze batıyor. Sörfün dışında termal açıdan da büyük bir potansiyele sahip Alaçatı’da kışın yaklaşık 10 bin civarında insan yaşarken nüfus yazın 60-70 bine çıkabiliyor. Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, Alaçatı’nın dünya turizmi içindeki yerini alabilmesi için çalışmalarına hız kazandırdıklarını söylüyor. Bunlar arasında yörenin doğal güzellikleri bozulmadan yapılacak oteller ve konutlar bulunuyor. Özellikle sörfçülerin kullandığı sahil kesimine yakın bir yerde yapılan ve halk arasında “Venedik Evleri” olarak bilinen Port Alaçatı, bu bölgenin popülaritesini daha da artıracak gibi görünüyor. Kanallar oluşturularak gerçekleştirilen bu evlerin hemen yanı başında bir de liman inşa edilmiş. Ancak sörf tutkunları bu projeye sörfü baltaladığı gerekçesiyle pek de sıcak bakmıyorlar. Hatta bu proje bittiği zaman artık sörfçülerin de buraya gelmeyeceği görüşünü taşıyanlar da var. Ancak her şeye rağmen Alaçatı, geçtiğimiz günlerde başarıyla tamamlanan Avrupa Sörf Şampiyonası’ndan sonra gelecek yıl da Dünya Sörf Şampiyonası’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

KENTSEL SİT ALANI İLAN EDİLDİ
Temmuz ve ağustos aylarında insanların akınına uğrayan Alaçatı’nın alt yapısının da daha fazla kalabalığı kaldırmayacağı konuşuluyor. Geçtiğimiz haftalarda üst üste meydana gelen elektrik ve su kesintileri bunu gündeme getirdi. Ancak Belediye Başkanı bu kesintilerin tüm Ege bölgesinde yaşandığını söylüyor: “Alaçatı’nın alt yapısı yaklaşık 150-200 bin kişiye göre yapıldı. Elektrik yetmiyor ama iyileştirmeler devam ediyor. Bu tüm kıyı şeridine özgü bir problem. 90′lı yıllardan beri sadece alt yapıya önem veriyoruz. Bir dahaki yaz sezonunda dört dörtlük bir Alaçatı görecek herkes…” Kentsel SİT alanı ilan edilen Alaçatı’nın otantik yapısı da bu sayede korunuyor. Yerel halk da bu konuda oldukça bilinçli ve SİT alanı ilan edilen diğer yerlerin aksine bundan çok memnunlar. Restore edilip kafe, restoran ya da otel haline getirilen mekanların çoğu bu yöreye özgü taştan yapılmış. Restorasyon çalışmalarında bu dokunun bozulmamasına özen gösterilmiş. Mahallelerin hemen kenarına yapılan yeni sitelerin de bu taştan yapılmasına dikkat ediliyor. Alaçatı genelde yerli turistler tarafından bilinse de hemen yakınlarındaki Yunan adalarından, özellikle de Sakız Adası’ndan günübirlik turistlerin akınına uğruyor. Günün her saatinde ve her yerde Yunanlı turistlere rastlamak mümkün. Özellikle haftasonlarında kurulan Antika Pazarı’na rağbet ediyorlar. Cami avlusuna kurulan bu Antika Pazarı yaklaşık 6-7 yıldır aralıksız açılıyor. Daha önceleri yöreye özgü otların, sebze ve meyvelerin satıldığı pazara ev sahipliği yapan avluda şimdi, mobilyadan takıya kıyafetten ev eşyalarına her türlü antikaya ve el yapımı ürüne rastlamak mümkün. Pazardaki tezgah sahiplerinin hemen hepsi İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerden gelip buraya yerleşenlerden oluşuyor. Özellikle çeyiz sandıklarından çıkan işlemeli ev ürünleri ve antik takılar büyük ilgi görüyor. Bu avluda bulunan 34 yıllık Can Pastanesi’nin günlük meyve ve sütten yapılan limon ve dut dondurması çok ünlü. Sahibi ise doğma büyüme buralı olan Turhan Can, Can Alaçatı’nın bu gelişiminden memnun olmayanlardan: “Bu hareketlilikten buranın yerli halkı yararlanamıyor. Asıl parayı dışardan gelenler kazanıyor ve sonra da büyük şehirlerdeki evlerine gidiyorlar. Yerliler zaten gidip o kafelerde oturamıyor bile. Yabancılar gelip kafe açıyor ve yine yabancılara hizmet ediyor. Yerli halk merkezdeki evlerini kafe ve bar sahiplerine satıp yeni yapılmış sitelere taşınıyor.”

ŞEHİRDEN KAÇANLARIN YERİ
Alaçatı’ya ilk açılan otel Taş Otel. 2001 yılında Zeynep Öziş tarafından açılmış. O da büyük şehir hayatından sıkılıp buraya gelenlerden. Bu tarihten sonra açılmaya başlayan otel ve restoran sahiplerinin çoğunun hikayesi Zeynep Öziş’inkiyle benzerlik taşıyor. Dışardan gelip buraya yerleşen ve restoran açan çiftlerden biri de Nuray Özdinç ve Süreyya Dinçel. Süreyya Dinçel, Avustralya’da süper ligde top koşturmuş yıllarca. Daha sonra İstanbul’a dönerek çocukluk aşkı Nuray Özdinç’le evlenmiş. Yurtdışı eğitim danışmanlığı yaparlarken birkaç ay önce Alaçatı’ya tatile gelmişler. O kadar sevmişler ki bir daha İstanbul’a dönmeden bir balık restoranı açmışlar. Nuray Özdinç; “Burada bozulmamış bir köy ortamı var. Herkes birbirini selamlıyor. Yerli halk da oldukça eğitimli ve bilinçli. Taş evleri, Arnavut kaldırımları ve gösterişten uzak mekanları bizi etkiledi. Derdimiz para kazanmak değil. Onu zaten kazanıyorduk. Burda farklı bir şeyin peşindeyiz. Yaptığımız şeyden zevk alıyoruz” diyor. Eskiden tütün tarlaları olarak kullanılan alanlarda artık bağcılık da yapılıyor. Hatta şarapçılık yapanlar da bulunuyor. Bunlardan biri de yine buralı olan bir Gemici ailesi. Alaçatı Şarapçılık adıyla kurdukları kafede hem kendi bağlarında üretilen üzümlerden yapılan şarapları satın alabiliyor hem de tadına bakabiliyorsunuz. Gıda mühendisi Şenay ve Olcay Gemici çifti tarafından bir yıl önce kurulan mekanın alt katındaki mahzende yapılıyor her şey. Onlar Alaçatı’nın bu gelişiminden çok memnun ve gelecek yıllarda şaraplarını büyük şehirlerde satışa sunmayı düşünüyorlar.
Sabah

Sayfalar: 1 2 3 4 5 ... 20

Dekorasyon ve Mobilya Sitemiz Wordpress altyapisini kullanmaktadir.

eXTReMe Tracker